İstanbulun Fethi. Mehmed kuşatma hazırlıklarına 1451 sonlarında başladı. Boğaz'ın Anadolu yakasında büyük dedesi Bayezid'in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı'nın karşısına o dönemde Boğazkesen adı verilen Rumeli Hisarı'nın inşa emrini verdi. İmparator Konstantinos Mehmed'e hisarın yapımı için kendisinden izin Sonra, fetih tutkusu inkar edilemeyecek bir Sultan başa geçti Sultan ikinci Mehmed. Tarih onu İstanbul’un fethiyle onurlandırdı; bu da ona Fatih Sultan Mehmet ünvanını kazandırdı. Saltanatı başladığında yalnızca 12 yaşındaydı ama zaten Osmanlı politikasında deneyimli bir kişiydi. Güç karşısında tehdit olan her şeyi İstanbulun / Kostantiniyye’nin Fethi veya Konstantinopolis’in Düşüşü, 6 Nisan–29 Mayıs 1453 tarihleri arasındaki kuşatmanın sonucunda Osmanlı Padişahı II. Mehmed komutasındaki birliklerin Bizans İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u ele geçirmesi ile meydana gelmiştir. İstanbulun Fethi FATİH SULTAN MEHMET 1453. Ara. Kayıt ol. Tam ekran izle. Yonca Bayrak İstanbul'un Fethi Fatih Sultan Mehmet Ulubatlı Hasan Kimdir 1453. 29 Mayıs 1453 İstanbulun Fethi Klip 1.820 izlenme. 04:07. İstanbul Fatih'i Fatih Sultan Mehmet Han 3.164 izlenme. 06:00. En Büyük 10 Doğal Afet 3.250 izlenme uL4Ga6. Giriş Tarihi 1812 Son Güncelleme 1812 İstanbul'un Fethi'nin 566. yıldönümünde, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u nasıl fethettiği merak konusu oldu. 6 Nisan-29 Mayıs 1453 tarih aralığında 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmet üstün askeri dehasıyla İstanbul'u fethederek Bizans İmparatorluğu'nun 1000 yıllık tarihine son verdi. Vatandaşlar şanlı fethin 566. yılında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u nasıl fethettiğini merak ederek araştırıyor. İşte İstanbul'un fethine dair tüm detaylar... ABONE OL İstanbul'un fethinin 566. yılında vatandaşlar Fatih Sultan Mehmet'in 21 yaşında üstün askeri dehasıyla 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu'nun elinden güzel İstanbul'u nasıl aldığını merakı ederek araştırıyor. İstanbul'un nasıl fethedildiğini ve Fatih Sulatna Mehmet'in hayatıyla ilgili tüm detayları haberimizde bulabilirsiniz. Peki, Fatih Sultan Mehmet kimdir? İstanbul'u nasıl feth etmiştir? İşte Fatih Sultan Mehmet'in hayatı ve İstanbul'un fethi... FATİH SULTAN MEHMET KİMDİR? İşte tüm detaylar; II. Mehmed 30 Mart 1432 yılında doğdu. Osmanlı İmparatorluğu'nun yedinci padişahı. Tarihî kaynaklarda ismi Muhammed şeklinde geçer. İlk olarak 1444-46 yılları arasında kısa bir dönem, daha sonra 1451'den 1481 yılında ölümüne kadar 30 yıl boyunca hüküm sürdü. II. Mehmed, 21 yaşında İstanbul'u fethederek 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu'na son verdi ve bu olay birçok tarihçi tarafından Orta Çağ'ın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olarak kabul edildi. Fetih'ten sonra Fethin Babası anlamına gelen "Ebû'l-Feth" daha sonraki dönemlerde ise "Çağ Açan Hükümdar" ve "Kayser-i Rûm" Roma İmparatoru, Osmanlı Türkçesi unvanları ile anıldı. Fatih, HZ. Muhammed'in İstanbul ile ilgili hadisine nâil olduğu için günümüzde Türkiye ve İslam dünyasının geniş bir kesiminde "kahraman" kabul edilmektedir. II. Mehmed, bilinen adıyla Fatih Sultan Mehmed, Avrupa'da tanınan adıyla Grand Turco Büyük Türk veya Turcarum Imperator Türk İmparatoru 30 Mart 1432'de Edirne'de dünyaya gelip 3 Mayıs 1481'de ölmüştür. Osmanlı İmparatorluğu'nun yedinci padişahıdır. İlk olarak 1444-46 yılları arasında kısa bir dönem, daha sonra 1451'den 1481 yılında ölümüne kadar 30 yıl boyunca hüküm sürdü. II. Mehmed, 21 yaşında İstanbul'u fethederek 1000 yıllık Bizans İmparatorluğu'na son verdi ve bu olay birçok tarihçi tarafından Orta Çağ'ın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olarak kabul edildi. Fetih'ten sonra Fethin Babası anlamına gelen "Ebû'l-Feth", daha sonraki dönemlerde ise "Çağ Açan Hükümdar" ve "Kayser-i Rûm" unvanları ile anıldı. Fatih, İslam Peygamberi Muhammed'in bir hadisine nâil olduğu için günümüzde Türkiye ve İslam dünyasının geniş bir kesiminde "kahraman" olarak kabul edilmektedir. 27 Receb 835 30 Mart 1432 Pazar günü şafak vaktinde, devletin başkenti olan Edirne'de, II. Murad'ın dördüncü oğlu olarak dünyaya geldi. Annesi Hüma Hatun, tarihçi Babinger ve yazar Lord Kinross'a göre gayrimüslim bir köledir. Yine Babinger'e göre, ölümünden sonra İran efsanelerindeki cennetkuşu hümadan esinlenilerek Hüma Hatun olarak adlandırılmıştır. Mehmed iki yaşına kadar Edirne'de kaldıktan sonra 1434'te sütninesi ve küçük ağabeyi Alâeddin Ali ile birlikte 14 yaşındaki büyük ağabeyi Ahmed'in Rum sancakbeyi olduğu Amasya'ya gönderildi. Burada ağabeyi Ahmed'in erken yaşta ölmesi üzerine Mehmed altı yaşında Rum sancakbeyi oldu İnalcık'a göre şüpheli. Diğer ağabeyi Alâeddin Ali ise Manisa'da Saruhan sancakbeyi oldu. İki yıl sonra babaları II. Murad'ın talimatıyla iki kardeş yer değiştirdiler ve Mehmed Saruhan sancakbeyi oldu. Mehmed'in eğitimi için babası çeşitli hocalar görevlendirdi. Ancak zeki olduğu kadar hırçın bir çocuk olan Mehmed'in eğitilmesi kolay olmadı. Sonunda babası heybetli ve otoriter bir alim olan Molla Gürani'yi görevlendirdi. Anlatılana göre Murad, Gürani'ye bir değnek vermiş ve Mehmed itaatsizlik ederse kullanmasını söylemişti. Molla Gürani Mehmed'e, dersini dikkate almayan bir öğrencinin hocası tarafından dövülmesi ile ilgili edebi bir cümleyi inceletmiş, Mehmed durumun ciddiyetini kavrayarak eğitimine önem vermeye başlamıştır. Şehzade Mehmed'in medrese kökenli hocalarının yanı sıra bilgi edindiği Batılı şahsiyetler de bulunmaktaydı. Saruhan Manisa sarayında İtalyan hümanisti Anconalı Ciriaco ve saraydaki başka İtalyanlar onun Avrupa tarihi ile Antik Yunan filozoflarının hayatlarıyla ilgili kitaplar okumasına önayak olmuştu. Bu durum Şehzade Mehmed'e çok-kültürlülük kazandırmıştır. Topkapı Sarayı arşivinde bulunan II. Mehmed'in şehzadelik yıllarına ait olan karalama defterinde Latin harfleri, Arap harfleri, Roma büstlerini andıran insan çizimleri ve Osmanlı figürleri bulunmaktadır. Ayrıca Fatih Sultan Mehmet'in Arapça ve Farsça'nın yanı sıra Latince, Yunanca ve İtalyanca bilmesi bu dönemdeki münasebetlerine dayandırılmaktadır. FATİH SULTAN MEHMET'İN TAHTA İLK ÇIKIŞI II. Murad 1443 yazında Karaman beyi İbrahim'i Anadolu'da yenilgiye uğrattıktan sonra Ekim ayında Edirne'ye döndüğünde János Hunyadi, Macar Kralı Ladislas ve Sırp Despotu Yorgo Brankoviç önderliğinde bir Hristiyan ordusunun Tuna'nın güneyindeki Osmanlı topraklarını istila etmeye başladığı haberini aldı. Aynı dönemde Amasya'dan Şehzade Ali'nin öldüğü haberi geldi. İki ağabeyinin erken yaştaki ölümleri sonucu Mehmed tahtın vârisi oldu. Murad Hristiyan ordusunun 25 Aralık'ta İzladi'de durdurulmasının ardından başlayan müzakereler sırasında Mehmed'i Manisa'dan Edirne'ye getirtti. 12 Haziran 1444'te Edirne'de Macarlarla antlaşma yaptıktan bir ay sonra oğlu Mehmed'i Edirne'de Sadrazam Çandarlı Halil Paşa denetiminde "kaymakam" olarak bırakarak Hamidili topraklarını işgal eden Karamanlıların üzerine yürümek üzere Anadolu'ya geçti ve Karamanlılar'la Yenişehir'de bir anlaşma yaptı. Yenişehir'den ayrıldıktan sonra Ağustos ayında Mihaliç'te yeniçeri ağası Hızır Ağa ve diğer beylere tahttan oğlundan yana resmen çekildiğini duyurdu ve ordusu Edirne'ye dönerken kendisi Bursa'da kaldı. II. Murad'ın 1444 yazında doğuda ve batıda barışı sağladığını düşünerek tahttan çekilmesi Edirne'de bir otorite boşluğu yaratarak devleti buhrana sürükledi. Dış siyasette ihtiyatlı davranmayı tercih eden Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile Mehmed'in etrafında toplanmış olan Şahabeddin, Zağanos, Turahan paşalar arasında rekabet baş gösterdi. Bu rekabet 1444-1453 yılları arasında Osmanlı Devleti'nde yaşanan başlıca politik gelişmelerin belirleyici etmenlerinden biri olmuştur. Ağustos başında Kral Ladislas'ın Osmanlılarla yapılan barışı geçersiz sayarak yeni bir Haçlı Seferine çıkacağını ilan etmesi başkent Edirne'de paniğe yol açtı ve halk şehri terk etmeye başladı. Konstantinopolis'te Rumların himayesinde olan ve Osmanlı tahtında hak iddia eden Orhan Çelebi de bu dönemde Çatalca yakınlarında İnceğiz'e ve Dobruca'ya geçerek bir isyan girişiminde bulundu. Bu girişim Şahabeddin Paşa tarafından önlendi ve Orhan Çelebi Konstantinopolis'e kaçtı. Aynı dönemde başkentte kendini Hurufilik taraftarlarının elçisi olarak tanıtan bir İranlı halktan epey yandaş toplamıştı. Mehmed de İranlının öğretisine ilgi duymuş ve koruması altına almıştı. Ancak Müfti Fahreddin ve Sadrazam Halil Paşa'nın bu duruma tepki göstermesi üzerine Mehmed çok geçmeden desteğini çekmek zorunda kalmış ve sonunda başkentte bir Hurufi katliamı yaşanmıştı. Fahreddin-i Acemi tarafından "kâfir oldukları" gerekçesiyle Hurufiler'in canlarının alınması gerektiği yolunda bir fetva çıkartılması üzerine Hurufiler diri diri yakılarak öldürülür. Bu sırada şehirde çıkan yangında bedesten ile birlikte ev kül olmuştu. Eylül ayı sonlarında Kral Ladislas önderliğindeki Hristiyan ordusu Tuna'yı aşarak Edirne'ye doğru yürürken bir Venedik filosu da Çanakkale Boğazı'nı kapattı. Sadrazam Halil Paşa'nın çağrısıyla II. Murad Anadolu Hisarı'nın bulunduğu noktadan Rumeli'ye geçerek Edirne'ye geldi ve 10 Kasım 1444'te Hristiyan ordusunu Varna'da ağır bir yenilgiye uğrattı. Varna Savaşı sırasında ve sonrasında Mehmed tahttan çekilmemişse de fiilen padişah II. Murad'dı. Zağanos ve Şahabeddin paşalar genç padişahın otoritesini güçlendirmek için Mehmed'i Varna Savaşı'na götürmek istemişler ama Sadrazam Halil Paşa buna mani olmuş ve onlara karşı II. Murad'a gerçek padişah muamelesi yapmıştı. Ancak II. Murad savaştan sonra oğlunun konumunu Konstantinopolis'teki Orhan Çelebi'ye karşı zayıflatmamak için fiilî durumu hakiki bir cülus haline getirmeden Manisa'ya çekildi. Murad 1446'nın Mayıs ayında Sadrazam Halil Paşa'nın çağrısıyla bir kere daha Edirne'ye tahtına döndü. Bunun sebebi Mehmed'in Konstantinopolis'e saldırma planları yapıyor olmasıydı. Halil Paşa kendi gücünü zayıflatacağı düşüncesiyle bu saldırıya karşı gelirken Mehmed'in yandaşı olan Zağanos ve Şahabeddin bu planı destekliyordu. Sonunda Halil Paşa bir yeniçeri isyanı düzenleyerek Mehmed ve yandaşlarını iktidardan uzaklaştırdı. Murad'ın yeniden tahta geçmesi üzerine Mehmed, Manisa'ya çekildi, Zağanos Paşa da Balıkesir'e sürgüne gönderildi. MANİSA DÖNEMİ Mehmed'in Manisa'daki ilk yıllarında neler yaptığına dair çok fazla bilgi yoktur. Babasının 1446'da Mora'ya düzenlediği sefere katılmamıştı. 1447 sonlarında ya da 1448 başlarında Arnavut kökenli bir Hristiyan köle olan Gülbahar Hatun'dan ileride padişah olacak Bayezid adında bir oğlu oldu. 1448'de Macarlar ile yapılan II. Kosova Savaşı'nda babasına Anadolu birliklerinin önderliğinde eşlik ederek ilk defa bir savaşta yer aldı. 17 yaşına geldiğinde Gülbahar Hatun ile birlikteliğini tasvip etmeyen babası tarafından Dulkadir hanedanından Süleyman Bey'in kızı Sitti Hatun ile evlendirildi. Mehmed, Manisa'da bulunduğu sıralarda oldukça başına buyruk bir biçimde hareket etmişti. Onun rızasıyla Türk korsanları Ege'deki Venediklilere saldırıyordu. Hicri takvimle 852 1448/1449 yılında Selçuk'ta kendi adına paralar bastırmıştı. 1449'un Ağustos veya Eylül ayında annesi vefat etti. 1450 yılında babasının İskender Bey üzerine yaptığı Arnavutluk seferine ve başarısızlıkla sonuçlanan Akçahisar Kuşatması'na katıldı. FATİH SULTAN MEHMET'İN TAHTA İKİNCİ ÇIKIŞI II. Murad, 3 Şubat 1451'de günü öldü. Mehmed babasının ölüm haberini Sadrazam Halil Paşa'nın özel ulakla Manisa'ya gönderdiği mektupla aldı. Anlatılana göre "Beni seven ardımdan gelsin!" diyerek atına atlayıp, kuzeye doğru yola çıkmıştı. Mehmed 19 Şubat 1451'de Edirne'de ikinci kez tahta çıktı. Çandarlı Halil Paşa'yı sadrazamlık makamında tuttu, İshak Paşa'yı da Anadolu Beylerbeyi olarak atadı ve babasının cenazesine eşlik etmek üzere Bursa'ya gönderdi. Daha sonra babasının İsfendiyaroğulları beyinin kızından olan sekiz aylık oğlu Küçük Ahmed'i boğdurttu. Bu şekilde kardeş katli yasası da uygulamaya konmuş oldu. Ahmet Çelebi'nin cenazesi de babası Murad'ınkiyle birlikte Bursa'ya gönderildi. Mehmed her ne kadar Çandarlı Halil Paşa'yı görevinde bıraktıysa da artık gerçek iktidar kendisiyle birlikte lalaları Şahabeddin Paşa ve Zağanos paşaların başını çektiği savaşçı kesimin eline geçmişti. Mehmed'in amacı Tuna'nın güneyindeki Balkan toprakları ile Fırat'ın batısındaki Anadolu topraklarını alarak büyük dedesi Yıldırım Bayezid'in oluşturmaya çalıştığı merkeziyetçi imparatorluğu kurmaktı. Ancak Bayezid'in aksine bunu yapmak için önce Konstantinopolis'i alması gerektiğini düşünüyordu. Öte yandan gerek batıda ve gerekse de Doğu Roma'da yeni padişah genç yaşı ve tecrübesizliği dolayısıyla ilk başta önemli bir tehdit olarak algılanmamıştı. Bu görüş Mehmed'in 1451'de Venedik, Ceneviz Cumhuriyeti, Macaristan ve Sırp Despotluğu ile babasının yapmış olduğu anlaşmaları yenilemesiyle pekişmişti. Mehmed Doğu Roma'ya da babası dönemindeki dostane ilişkileri devam ettireceğini ve Süleyman Çelebi'nin Konstantinopolis'teki oğlu Orhan için yıllık 300 bin akçe ayırdığını bildirmişti. Mehmed'in yetersiz bir hükümdar olduğunu düşünen yalnızca Hristiyanlar değildi. Tahta geçmesinin ardından Karamanlılar yerel beylikleri yeniden diriltmek üzere ayaklandılar ve Seydişehir ile Akşehir'i ele geçirdiler. Bunun üzerine 1451'in yazında Mehmed Anadolu'ya geçti ve kısa sürede bu isyanı bastırdı. Bu sırada Mehmed'in Anadolu'da bulunmasını fırsat bilen Doğu Roma İmparatoru Konstantin ulakları vasıtasıyla Süleyman Çelebi'nin torunu Şehzade Orhan'ın ödeneğinin yapılmadığını, ödeneğin ikiye katlanmaması halinde Orhan'ın Osmanlı tahtında hak iddia etmesine izin vereceği tehdidinde bulundu. Mehmed sorunu çözeceğini söyleyerek elçileri gönderdi ancak Edirne'ye döndükten sonra Orhan için ayrılmış olan gelirlere el koydu ve Konstantinopolis'in ablukaya alınmasını emretti. FATİH SULTAN MEHMET'İN İSTANBUL'U FETHİ Mehmed kuşatma hazırlıklarına 1451 sonlarında başladı. Boğaz'ın Anadolu yakasında büyük dedesi Bayezid'in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı'nın karşısına o dönemde Boğazkesen adı verilen Rumeli Hisarı'nın inşa emrini verdi. İmparator Konstantin Mehmed'e hisarın yapımı için kendisinden izin alması gerektiğini bildirmek için elçiler gönderdi ancak Mehmed elçileri kabul etmedi. İmparator en son 1452'nin Haziran ayında barış görüşmeleri için bir kere daha elçilerini gönderdi ancak Mehmed elçileri yine reddetti. Bunun anlamı savaştı. Hisar 1452'nin Ağustos ayında tamamlandı. Böylece boğazın kontrolü Osmanlıların eline geçmiş oldu. Boğazdan geçecek gemiler bundan böyle geçiş parası ödemek zorundaydı. Aksi takdirde gemiler top atışıyla batırılacaktı. 1452 sonlarında ödeme yapmayı reddeden bir Venedik gemisi batırılmış, kaptanı ve tayfası tutuklanmıştı. Söz konusu toplar Erdelli Urban adında bir top dökümcüsü tarafından yapılmıştı. Mehmed kendisinden Konstantinopolis'in surlarını yıkabilecek güçte bir top yapıp yapamayacağını sormuş Urban da "Ne Konstantinopolis, ne de Babil'in surlarının karşı koyabileceği bir top yapabileceğini" söylemişti. Öte yandan bu gelişmeler karşısında İmparator Konstantinos Papa ve İtalyan şehirlerinden umutsuzca yardım talebinde bulundu ama bunlar sonuçsuz kaldı. Yalnızca Cenova 1452'nin Kasım ayında yardım göndermeye karar verdi ve Giovanni Giustiniani komutasında 700 asker taşıyan Ceneviz kadırgaları 26 Ocak 1453'te Konstantinopolis'e vardı. İmparator Konstantinos, Giovanni Giustiniani'yi kara kuvvetlerinin başkumadan yaptı. Kostantinopolis'teki asker sayısı civarındaydı, limanda 26 savaş gemisi bulunuyordu. Daha evvel 700 İtalyanı taşıyan yedi Girit ve Venedik gemisi Şubat ayında şehirden kaçmıştı. Osmanlı ordusundaki asker sayısı ise en az idi. Ayrıca Mehmed yalnızca karadan kuşatmanın yeterli olmayacağını düşünerek bir donanma hazırlatmıştı. Bu donanma bahar aylarında boğazın Marmara girişine vardı. Osmanlı ordusu 23 Mart'ta Edirne'den hareket etti ve 2 Nisan'da Konstantinopolis'e vardı. Aynı gün Haliç'in girişi zincirle kapatıldı. Karargâhını Romanus kapısının karşısına Maltepe'ye kuran Mehmed son kez teslim çağrısında bulundu ama imparator reddetti. 6 Nisan sabahı ilk saldırı başladı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. İmparator Konstantinos, Giustinani ile birlikte Romanus kapısını savunuyordu. Şehzade Orhan da Marmara kıyısındaki kıtalardan birini yönetiyordu. 20 Nisan günü Papa'nın gönderdiği üç Ceneviz gemisi ve Sicilya'dan gelen bir Rum yük gemisi şehrin açıklarında belirdi. Marmara denizinde yapılan savaşın sonunda akşam saatlerinde dört gemi Haliç'e girmeyi başardı. Donanmasını bir şekilde Haliç'e indirmesi gerektiğini anlayan Mehmed gemilerini karadan geçirmeye karar verdi. Bugünkü Dolmabahçe'den Kasımpaşa'ya uzanan güzergaha kalaslar döşendi ve 70 kadar gemi silindirler üstünde 22 Nisan sabahında Haliç'e indirildi. Böylece Haliç'in kontrolü Osmanlıların eline geçti. Öte yandan kuşatmanın yedinci haftasında Osmanlılar hâlâ kesin bir sonuç alamamıştı. Bu noktada Halil Paşa son bir kez Mehmed'i teslim çağrısı yapmaya ikna etti ancak imparator teklifi yine reddetti. Bunun üzerine Mehmed 24 Mayıs'ta ayın 29'unda karadan ve denizden büyük bir saldırı yapacağını duyurdu. Son saldırı hazırlıklarını Zağanos Paşa düzenledi. Osmanlı ordusu 29 Mayıs'ın ilk saatlerinde taarruza başladı. Osmanlılar son taarruzu üç dalga halinde gerçekleştirdiler. İlk iki saat boyunca başıbozuklar surlara saldırdılar, ardından Anadolu birlikleri onların yerini aldı. Son olarak öldürücü darbeyi vurmak üzere yeniçeriler devreye girdi. Bu sırada yaralanan Giustiniani'nin savaş alanından ayrılması şehri savunanların arasında büyük moral bozukluğuna neden oldu. Nihayet sabah saatlerinde Osmanlı askerleri "Kerkoporta" adlı kapıdan içeri girmeyi başardılar ve kapının üzerindeki burca Osmanlı sancağını diktiler. Mehmed fethin ilk günü öğleden sonra şehre girdi. Ayasofya'ya giderek namaz kıldı ve min-ba?d bundan sonra tahtım İstanbul'dur diye buyurdu. İmparator Konstantinos'un akıbeti meçhuldür. Kimi kaynaklar cesedinin bulunamadığını söylerken, Babinger gibi bazı tarihçiler imparatorun cesedinin mor ayakkabılarından teşhis edildiğini yazar. Alphonse Lamartine eserinde imparatorun cesedinin bulunduğunu ve Fatih'in Konstantin için Hristiyan usulü cenaze töreni düzenlediğini belirtir. Şehzade Orhan ise keşiş kılığında şehri terk etmeye çalışırken yakalanıp idam edildi. Fatih şehrin ticaret merkezi olan Galata'dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. Rum Patrikhanesi'nin yeniden açılmasına izin verdi; ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni Patrikhanesi kurdurdu. II. Mehmed İstanbul'u, farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı, ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı. Fethin hemen ardından Mehmed şehrin onarımına başladı. Amacı Doğu Roma'yı yıkmak değil onu Osmanlı yapısı içinde diriltmekti. Kuracağı imparatorluk bir İslâm devleti olmakla birlikte Doğu Roma gibi kozmopolit bir yapıya sahip olacaktı. Fatih, Rum Ortodoks Patrikhanesi, Ermeni Patrikhanesi ve Yahudi hahambaşı bulunmasına izin verdi. 6 Ocak 1454'te Yorgo Skolaris'i yeni Ortodoks patriği olarak atadı. Ayasofya camiye çevrildiğinden Patrikliğe resmî makam yeri olarak Havariyun Kilisesi verildi. Şehirdeki Yahudilerin hahambaşı olarak Moşe Kapsali atadı. 1461 yılında ise Bursa Psikoposu Hovakim İstanbul Ermeni Patriği olarak atandı. Mehmed Theodosius Forumu'nun olduğu yerde ilk sarayının inşasını başlattı. Daha sonraki yıllarda ise Sarayburnu'nda Topkapı Sarayı'nı inşa ettirdi. Fatih, ilk tahta geçtiğinde ve İstanbul'un fethi sırasında sergilediği tutumlar nedeniyle, Çandarlı Halil Paşa'yı 10 Temmuz 1453 tarihinde Edirne'de idam ettirdi. Bazı kaynaklara göre Çandarlı Fatih'i sabırsız ve deneyimsiz buluyordu. Bu olay ile Fatih otoritesini pekiştirmiş oldu ve herkes genç hakana boyun eğdi. Çandarlı Halil Paşa fetihten sonra idamına giden süreçte Yedikule'de Altın Kapı'da kırk gün hapis edildi. 10 Temmuz'da gözlerine mil çekildi ve daha sonra idam edildi. Boyun eğeceği yerde Hakan'a dik baktığı iddia edilir. Daha sonra oğlu İbrahim Paşa tarafından İznik'e götürülüp türbesine gömüldü. Çandarlı Halil Paşa, idam edilen ilk Osmanlı sadrazamıdır. FATİH SULTAN MEHMET'İN ÖLÜMÜ Fatih 1481'de, Anadolu'ya doğru yeni bir sefere çıktı. Ama daha yolun başında hastalandı ve 3 Mayıs 1481'de Gebze yakınlarındaki Hünkar Çayırı'ndaki ordugâhında öldü. Gut hastalığından öldüğü sanılmakla birlikte, zehirlendiği de rivayet edilir. Fatih öldükten sonra vefatı saklandı. Padişahın hamam ihtiyacı var denilerek gizlice cenazesi saraya getirildi. O sırada Şehzade Bayezid'e ve Şehzade Cem'e ulak gönderildi. O sırada asker Fatih'in öldüğünü öğrenip İstanbul'a gelip büyük bir anarşi başladı. Karamanlı Mehmed Paşa Cem taraftarı olduğu için idam edildi. Her taraf yağmalanmaya başladı. Gayrimüslim tüccarların evlerine ve dükkanlarına saldırıldı. O arada herkes kendi taraftarını tahta çıkarmak için uğraşırken Fatih'in cenazesi sarayda karanlık bir odada unutuldu. Baltacılar kethüdası Kasım isimli bir kişinin II. Bayezid'e yazdığı mektupta sarayda cenazenin yanına gittiğinde 3 gün 3 gece üzerine mum yanmadığını, cesedin kokusundan yanına zor varıldığını söyler. Daha sonra tahnit ustasıyla beraber iç organları çıkarılmış ceset tahnit edilmiş. Cesedi tahnit edebilmek için elbiselerinin çıkarılması gerekiyordu. Lakin mevsimin sıcak olması dolayısıyla ceset bozulduğu için elbise cesede yapışmıştı. Bu yüzden sol kolunun üzerinden elbise kesildi ve tahnit edildi. Kesik elbise bugün hale Topkapı Sarayı'ndadır. II. Bayezid payitahta gelene kadar o şekilde bekletilmiş. Ölümünden sonra oğlu Bayezid tahta çıktı. Fatih Camii'ndeki türbesinde yatmaktadır. Seferi nereye düzenlediği tam olarak bilinmemektedir. Zira Fatih bu bilgiyi seferin güvenliği açısından çok gizli tutuyor ve kimseye söylemiyordu. Ancak tarihçiler seferin Mısır'a ya da Roma'ya Papalık olacağı yönünde tahminler yürütmektedir. Ama başka kitaplar ve tarihçiler ise farklı yerlere fetih düzenleyeceği görüşündeydi. Birlikleri Üsküdar'da topladığı ve hazırlıkları başlattığı için seferin İtalya'ya olma olasılığı günümüz tarihçileri tarafından makul bulunmamaktadır. ABONE OL Güncelleme Tarihi Mayıs 29, 2020 1344Oluşturulma Tarihi Mayıs 29, 2020 1344Tarihte birçok kez kuşatılan İstanbul, 29 Mayıs 1453’te tamamlanan kuşatma ile 567 yıl önce bugün Osmanlı Devleti padişahı Fatih Sultan Mehmed tarafından feth edilmiştir. Bizans İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla İstanbul resmen fethedildi. Hazreti Muhammed tarafından fethi müjdelenen, medeniyetlere başkentlik yapmış İstanbul'un fethi ile ilgili sözleri ve 29 Mayıs 1453’te yaşananları derledik. İşte 29 Mayıs 1453’te yaşananlar ve İstanbul'un fethi ile ilgili sözler..1/5Dünya tarihinin akışını değiştiren, çağ kapatıp çağ açan, Hz. Muhammed'in övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethinin 567. yılı, kutlanıyor. Bugün, İstanbul'un fethinin 567. yıl dönümü. Sultan II. Mehmed'in komutanlığında 54 günlük kuşatmanın sonucunda 29 Mayıs 1453'te gerçekleşen fetih ile 1500 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu yıkıldı, Orta Çağ bitip, Yeni Çağın kapısını FETHİ İLE İLGİLİ SÖZLERO güzel komutana da o güzel orduya da binlerce selam olsun. Bu büyük Fethin mirasına sahip çıkmak hepimize nasip eğitim, inanç ve deha birleşince fetih olur. ”Onlarca kez denendi, kaybedildi” demeden medeniyetimize ilham veren Sultan Fatih ve kahraman ecdadımızı saygı ve rahmetle fethi yalnızca bir şehrin değil, ecdadın fetihler çağının dönüm un Fethi'nin 567. yıldönümünde, Peygamber efendimizin övgüsüne mazhar olarak İstanbul'u miras bırakan Fatih Sultan Mehmed Han ve ordusundaki kahramanları rahmet ve minnetle istikamet verip çağ açıp çağ kapatan İstanbul’un Fethi'nin 567. yılı kutlu mekan atam Fatih Sultan Mehmet Han ve şanlı ordusunu rahmetle Roma'nın başkenti İstanbul, tarih boyunca Osmanlı dışında farklı devletler tarafından defalarca kuşatıldı. Hazreti Muhammed'in "İstanbul elbette fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, konu fetheden asker ne güzel askerdir." şeklindeki sözleri Müslüman devletlerin de bu övgüye mazhar olmak için defalarca İstanbul'u kuşatmasına yol açtı. Sultan 2. Mehmet'in İstanbul'un fethinin tasarlaması ve bunun gerçekleştirilmesinden sonraki hedefleri, cihanşümul bir ebedi devlet anlayışının peşinde koştuğunu gösterir. İstanbul'un fethi için yapılan hazırlıklar, kuşatma boyunca hem içeride hem dışarıda verilen mücadeleler ve fetih sonrası tavrı ilk saltanatı başarısız görülen Sultan 2. Mehmet'i "Fatih" ve cihan imparatoru büyük toplar döküldüŞehrin dışarıdan destek almaması için Zağanos Paşa 1452 başlarında Anadolu Hisarı'nı güçlendirdi, ağustosta ise Rumeli Hisarı tamamladı. Böylece Karadeniz'le Bizans'ın iaşe ve ikmal bağlantısı kesilerek İstanbul'a askeri yardımların engellenmesi sağlandı. Osmanlı'ya hizmet teklifinde bulunan Urban isimli Macar top döküm ustasının yaptığı ilk top Rumeli Hisarı'na yerleştirildi ve bu top sayesinde İstanbul Boğazı'nı izinsiz geçmek isteyen Venedikli Antonio Rizzo'nun idaresindeki gemi batırıldı. Bu topun başarısı surları yıkabilmek için daha çok ve büyük topların yapımına ihtiyaç olduğunu gösterdi. Edirne'de büyük top dökümü işi başlatıldı. Edirne'de yeni dökülen büyük top, 62,8 santimetre çapındaydı. Her biri 600 kilogram ağırlığında taş gülleler atabilecekti. Büyük toplar, 64 günlük zorlu bir yürüyüşten sonra İstanbul önlerine geldi. Rumeli ordusunun büyük bir kısmı, büyük topların hareketinden yaklaşık 2 ay sonra Edirne'den hareket etti ve 10 gün sonra İstanbul'a vardı. Hisarın tamamlanması savaş sebebiydi ve inşaat sırasında yer yer Bizans ve Osmanlı birlikleri arasında küçük çaplı çatışmalar yaşandı. Ardından 2. Mehmet Bizans İmparatoru 11. Konstantinos'tan kenti teslim etmesini talep ederek resmen savaş ilan etti. Devlet içerisinde kuşatmaya karşı çıkanlar olduİstanbul'un fethi iç politikada da dengeleri değiştirecekti. Devlette oldukça etkin olan Çandarlı Halil Paşa'nın başını çektiği kesimler kuşatmanın başarısızlıkla sonuçlanmasının saltanat açısından sarsıcı olacağını düşünüyordu. Özellikle uç beylerinin bir bölümü, İstanbul'un fethedilip devlet merkezinin buraya taşınması halinde Edirne merkezli gaza ve akın faaliyetlerinin son bulacağını ve Osmanlı Devleti’nin dört tarafı sularla çevrili başkentinden ötürü denizciliğe kayacağı endişesini dile getirdi. Böyle bir ortamda ilk büyük genel taarruz 18 Nisan günü gerçekleştirildi. Büyük çaplı saldırının da başarısızlıkla sonuçlanması Osmanlı ordugahındaki havayı olumsuz etkiledi. Ayrıca 20 Nisan'da üç Ceneviz ve bir Bizans gemisinin rüzgarın da yardımıyla Haliç önlerindeki Osmanlı ablukasını yarıp şehri savunanlara yardım ulaştırması, kuşatmanın kaldırılmasına taraftar olan kesimin eline büyük bir koz verdi. Bu zorlu günlerde padişahın yanında olan Akşemseddin o dönemden bugüne ulaşan tek belge olan mektubunda 2. Mehmet'i destekleyerek kuşatmanın devam etmesi gerektiğini yazdı. Gemileri karadan yürütme planı devreye alındıOrdudaki yılgınlığı bertaraf etmek için önceden hazırlanan plan devreye sokuldu. Beşiktaş-Kabataş arasında kalan ufak koydan Kasımpaşa'ya uzanan vadide bir süredir hazırlanan özel bir yol aracılığıyla 60 gemi karadan yürütülerek Haliç’e indirildi. Bu hamle Urban'ın döktüğü devasa topun etkisine benzer şekilde şehri savunanlar ve içerideki halk üzerinde büyük bir psikolojik etki oluşturdu. Osmanlı gemilerinin 22 Nisan sabahı Haliç'e indirilmesi, şehre yardıma gelen Ceneviz gemilerinin doğurduğu iyimser havayı dağıtarak Bizans halkını büyük bir umutsuzluğa sürükledi. 28 Nisan'da Venedikli Amiral Giocomo Coco, Osmanlı teknelerini yakma girişimiyle başlattığı saldırıda başarısız oldu ve gemisiyle Haliç sularına gömüldü. Osmanlı ordusu 6 Mayıs'ta top atışları nedeniyle zayıflayan Topkapı ve Edirnekapı arasında kalan surları ana hedef olarak seçti. Kuşatmayı engellemek için yalan haberler yayıldıBu sırada Macar elçisi Osmanlı ordugahına gelerek kuşatmanın kaldırılmaması durumunda bir Haçlı ordusunun yola çıkacağı tehdidinde bulundu. Bizanslılar da Osmanlı ordusu içine gizlice adamlar yollayarak büyük bir yardım kuvvetinin Balkanlar’a doğru harekete geçtiği yönünde haberler yayarak karışıklık çıkarmaya çalıştı. Şayia dilden dile dolaştı. Neredeyse 50 gündür devam eden kuşatma sebebiyle Osmanlı ordusu arasında huzursuzluk had safhaya çıktı. Bu durumu kullanan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları yeni bir harp meclisi toplanmasını talep etti. Kuşatmanın kaldırılmasını isteyenlerle son bir genel taarruzda ısrar edenler arasında tartışmalar yaşandı. Sonunda bir kez daha 2. Mehmet'in desteğini alan Zağanos Paşa nihai saldırının gününü belirlemekle görevlendirildi. Her şey 29 Mayıs'ta yapılmasına karar verilen son hücuma bağlandı. Askerlerin de savaş azmini artırmak için şehrin İslam hukuku gereğince üç gün yağma edilebileceği duyuruldu. Öte yandan 11. Konstantinos, şehir surlarını gezerek askerlere moral vermeye çalışıyor, şehirde birbiri ardına dini ayinler düzenleyip moralleri yüksek tutmaya çalıştı. Ayrıca savunmadan kaçanlar için de sert tedbirler devreye sokuldu. Gün doğumunda üç dalga halinde büyük taarruzOsmanlıların gün doğumunda başlayan üç dalga halindeki büyük taarruzu sırasında, İstanbul kuşatmasının simge isimlerinden Giovanni Guistiniabi-Lungo ağır yaralandı ve müdafaa hattı tam anlamıyla çöktü. Topkapı surları ve burada bulunan yüksek kule, ağır topçu ateşi ve başarılı lağım faaliyetleri sonucu kulenin altına yerleştirilen barut fıçılarının ateşe verilmesiyle yıkıldı. 11. Konstantinos, beraberindeki askerlerle Yedikule civarında azap askerleri tarafından sıkıştırılarak öldürüldü. Artık "Fatih" unvanını almaya hak kazanan 2. Mehmet öğle üzeri muzaffer bir kumandan olarak şehre girdi ve Ayasofya’nın kubbesine çıkarak olup bitenlere göz gezdirdi. Ardından yağmayı ikinci günde durdurdu. Sonra şehir halkına can ve mal güvenliği temin ederek başkent yapacağı şehrin daha fazla zarar görmemesi için özel itina gösterdi. Orta Çağ'ın en güçlü kara ve deniz kaleleri, Fatih Sultan Mehmet'in kuşatma teknikleri, ateşli silahları ve düzenli askeri gücü karşısında yenilmiş oldu. İstanbul'un fethi ile 1058 yıllık Bizans İmparatorluğu sona erdi, Orta Çağ kapandı ve Yeni Çağ başladı. İstanbul, Osmanlı Devleti'nin yeni başkenti oldu. Haçlıların tahrip ettiği İstanbul ayağa kaldırıldıFatih Sultan Mehmet İstanbul'u aldıktan sonra reformlar gerçekleştirerek Osmanlı'nın klasik çağını başlattı. Fetihle birlikte hem İslam hem de Hristiyan dünyasında büyük bir şöhret kazanan Fatih, 1204'teki 4. Haçlı Seferi büyük tahribata uğrayıp gerilemeye başlayan şehre eski ihtişamını kazandırmak için çaba harcadı. Fatih'in mirasıyla sonraki devirlerde İstanbul eski günlerini de aşarak dünyanın en önemli şehirlerinden birisi haline mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.” "Biz toprаklаrı değil gönülleri feth etmeye gidiyoruz." –Fаtih Sultаn Mehmet "Fetih ile sadece şehir değil, gönüller de fethedilmiştir. Hem milli tarihimiz hem de dünya tarihi için bir dönüm noktası olan İstanbul’un Fethini kutlarım." "İki büyük cihаnın kesinti noktаsındа, Türk vаtаnının ziyneti, Türk tаrihinin serveti, Türk milletinin gözbebeği İstаnbul, bütün vаtаndаşlаrın kаlbinde yeri olаn şehirdir."4/5"İstanbul’u bizlere miras bırakan Fatih Sultan Mehmet ve aziz şehitlerimizi saygıyla anıyorum." "Geceler vardır dirilişe gebedir, fecr olur;Şehr-i İstanbul fetholunur, bir çağ kapanır bir çağ açılır... "Bir çağı kapatıp yeni bir çağı açan Fatih Sultan Mehmet'in ve tüm ecdadın ruhları şad olsun...İstanbul fethinin 567. yılı kutlu olsun." "Alemlerin Sultanı Hz. Muhammed Mustafa övgüsüne mazhar olarak bizlere dünya kent İstanbul’u miras bırakan Fatih Sultan Mehmet Hanı, O’nun kumandasındaki karaman ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyor, İstanbul’un Fethi’nin 567. yılını kutluyorum."5/5"Peygamber efendimizin övgüsünü kazanan büyük hakanımız Fatih Sultan Mehmet Han ve büyük Türk milleti için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, kahraman ecdadımızı bir çağı değiştiren çok anlamlı tarihin yıldönümünde rahmet, minnet ve fatihalarla anıyorum. " "Ne yazılır ki Fatih'eO, kendi destanını yazdı tarihe..İstanbulun Fethi nin 567. Yıldönümü kutlu olsun." "Semalarında ebediyen yükselecek ezanların ilk adımı, kutlu bir müjdeydi fetih destanı."""Ya ben İstanbul'u alacağım ya İstanbul beni” diyerek yola çıkıp Peygamberimizin övgüsüne mazhar olan Kutlu komutan Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinin 567 yılı kutlu olsun. " "Fatih Sultan Mehmet Han başta olmak üzere bu topraklarda bayrağımızın dalgalanmasına, göklerde ezanımızın yankılanmasına vesile olan ecdadımızı saygı ve rahmetle anıyorum.""Benim kudretimin ulaştığı yere onların hayalleri dahi ulaşamaz " Haberler Yaşam İstanbul’un Fethi Mesajları 2022 – 29 Mayıs 1453 Resimli İstanbul’un Fethi Kutlama mesajları, en güzel, anlamlı, etkileyici fetih mesajları ve sözleri Giriş Tarihi 1718 Güncelleme Tarihi 1718 İstanbul'un Fethi mesajları ve sözleri, kutlu fethin 569'uncu yılına özel olarak araştırılıyor. Yalnızca İstanbul için değil, tüm ülke için önem teşkil eden, Türk tarihi açısından son derece mühim bir yeri olan fetihle ilgili olarak, 29 Mayıs 1453 İstanbul'un Fethi Kutlama mesajları sosyal medyada paylaşılıyor. En güzel, anlamlı, etkileyici ve resimli fetih mesajları ve sözleri ile sizler de bu özel tarihe dair etkileyici paylaşımlarda bulunabilirsiniz. İşte birbirinden güzel İstanbul'un Fethi mesajları ve Fatih Sultan Mehmet resimleri! ABONE OL İstanbul'un Fethi mesajları ve kutlama sözleri sosyal medya platformlarındaki paylaşımlarda yerini aldı. 29 Mayıs 1453'te gerçekleştirilen kutlu fethin 569'uncu yıl dönümü İstanbul'da ve yurtta büyük bir coşkuyla kutlanıyor. Bu güne özel İstanbul'un Fethi mesajları ve sözleri milyonlarca kişi tarafından sosyal medyada paylaşılıyor. 2022 yılına özel 29 Mayıs 1453 İstanbul'un Fethi Kutlama mesajları ve sözleri İşte en anlamlı, etkileyici ve resimli fetih sözleri ve Fatih Sultan Mehmet görselleri! İSTANBUL'UN FETHİ MESAJLARI 2022 İstanbul'u bizlere miras bırakan Fatih Sultan Mehmet ve aziz şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Tarihe istikamet verip çağ açıp çağ kapatan İstanbul'un Fethi'nin 569. yılı kutlu mekan atam Fatih Sultan Mehmet Han ve şanlı ordusunu rahmetle anıyorum. Adıyla şanıyla büyük olan İstanbul'un bağımsızlığını armağan eden Fatih Sultan Mehmet Han'ı ve silah arkadaşları şehitlerimizi saygı ile anıyor, İstanbulun Fethi'ni kutluyorum. Tarihin dönüm noktalarından biri olan İstanbulun Fethinin 569. yıl dönümü heyecanını yaşıyoruz. İstanbulun Fethi kutlu olsun. O güzel komutana da o güzel orduya da binlerce selam olsun. Bu büyük Fethin mirasına sahip çıkmak hepimize nasip olsun. Türk ve Dünya tarihinde çağ açan ve çağ kapatan dönüm noktası olan İstanbul'un fethinin 567. yılını gururla ve iftiharla kutluyoruz. İSTANBUL'UN FETHİ SÖZLERİ "İki büyük cihаnın kesinti noktаsındа, Türk vаtаnının ziyneti, Türk tаrihinin serveti, Türk milletinin gözbebeği İstаnbul, bütün vаtаndаşlаrın kаlbinde yeri olаn şehirdir." Mustаfа Kemаl Atаtürk "İki büyük cihаnın kesinti noktаsındа, Türk vаtаnının ziyneti, Türk tаrihinin serveti, Türk milletinin gözbebeği İstаnbul, bütün vаtаndаşlаrın kаlbinde yeri olаn şehirdir." "İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur." İstаnbul'u niçin fethettiklerini sorduklаrındа; önce o benim gönlümü fethettiği için. Fаtih Sultаn Mehmet - 0741 Güncelleme - 0741 İstanbul'un fethi, tarihin akışını değiştiren olaylardan biri olarak insanlık hafızasına kazındı. İstanbul'un fethinin yıldönümü nedeniyle pek çok kişi 29 Mayıs 1453 tarihi araştırmaya başladı. Peki 29 Mayıs 1453 tarihinde ne oldu? İstanbul'un fethi nasıl gerçekleşti? 29 Mayıs 1453 tarihi neden önemli? İşte ayrıntılar... İstanbul, Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed emrindeki şanlı Türk Ordusu tarafından 29 Mayıs 1453 tarihinde fethedildi. Kutlu fethin 566'ncı yıldönümü dolayısıyla pek çok kişi 29 Mayıs 1453 tarihini araştırmaya başladı. Peki 29 Mayıs 1453'te ne oldu? İstanbul'un fethi nasıl gerçekleşti? İSTANBUL'UN FETHİ Babası Sultan II. Murad'ın ölümünün ardından 1451 yılında ikinci kez tahta çıkan Fatih Sultan Mehmed kuşatma hazırlıklarına 1451 sonlarında başladı. Boğaz’ın Anadolu yakasında büyük dedesi Bayezid’in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı'nın karşısına o dönemde Boğazkesen adı verilen Rumeli Hisarı’nın inşa emrini verdi. İmparator Konstantin Mehmed’e hisarın yapımı için kendisinden izin alması gerektiğini bildirmek için elçiler gönderdi ancak Mehmed elçileri kabul etmedi. İmparator en son 1452’nin Haziran ayında barış görüşmeleri için bir kere daha elçilerini gönderdi ancak Mehmed elçileri yine reddetti. Bunun anlamı savaştı. Hisar 1452’nin Ağustos ayında tamamlandı. Böylece boğazın kontrolü Osmanlıların eline geçmiş oldu. Boğazdan geçecek gemiler bundan böyle geçiş parası ödemek zorundaydı. Aksi takdirde gemiler top atışıyla batırılacaktı. 1452 sonlarında ödeme yapmayı reddeden bir Venedik gemisi batırılmış, kaptanı ve tayfası tutuklanmıştı. Söz konusu toplar Erdelli Urban adında bir top dökümcüsü tarafından yapılmıştı. Mehmed kendisinden Konstantinopolis’in surlarını yıkabilecek güçte bir top yapıp yapamayacağını sormuş Urban da "Ne Konstantinopolis, ne de Babil’in surlarının karşı koyabileceği bir top yapabileceğini" söylemişti. Öte yandan bu gelişmeler karşısında İmparator Konstantinos Papa ve İtalyan şehirlerinden umutsuzca yardım talebinde bulundu ama bunlar sonuçsuz kaldı. Yalnızca Cenova 1452’nin Kasım ayında yardım göndermeye karar verdi ve Giovanni Giustiniani komutasında 700 asker taşıyan Ceneviz kadırgaları 26 Ocak 1453’te Konstantinopolis’e vardı. İmparator Konstantinos, Giovanni Giustiniani’yi kara kuvvetlerinin başkumadan yaptı. Kostantinopolis’teki asker sayısı civarındaydı, limanda 26 savaş gemisi bulunuyordu. Daha evvel 700 İtalyanı taşıyan yedi Girit ve Venedik gemisi Şubat ayında şehirden kaçmıştı. Osmanlı ordusundaki asker sayısı ise en az idi. Ayrıca Mehmed yalnızca karadan kuşatmanın yeterli olmayacağını düşünerek bir donanma hazırlatmıştı. Bu donanma bahar aylarında boğazın Marmara girişine vardı. Osmanlı ordusu 23 Mart’ta Edirne’den hareket etti ve 2 Nisan’da Konstantinopolis’e vardı. Aynı gün Haliç’in girişi zincirle kapatıldı. Karargâhını Romanus kapısının karşısına Maltepe’ye kuran Mehmed son kez teslim çağrısında bulundu ama imparator reddetti. 6 Nisan sabahı ilk saldırı başladı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. İmparator Konstantinos, Giustinani ile birlikte Romanus kapısını savunuyordu. Şehzade Orhan da Marmara kıyısındaki kıtalardan birini yönetiyordu. 20 Nisan günü Papa’nın gönderdiği üç Ceneviz gemisi ve Sicilya’dan gelen bir Rum yük gemisi şehrin açıklarında belirdi. Marmara denizinde yapılan savaşın sonunda akşam saatlerinde dört gemi Haliç’e girmeyi başardı. Donanmasını bir şekilde Haliç’e indirmesi gerektiğini anlayan Mehmed gemilerini karadan geçirmeye karar verdi. Bugünkü Dolmabahçe’den Kasımpaşa’ya uzanan güzergaha kalaslar döşendi ve 70 kadar gemi silindirler üstünde 22 Nisan sabahında Haliç’e indirildi. Böylece Haliç’in kontrolü Osmanlıların eline geçti. Öte yandan kuşatmanın yedinci haftasında Osmanlılar hâlâ kesin bir sonuç alamamıştı. Bu noktada Halil Paşa son bir kez Mehmed’i teslim çağrısı yapmaya ikna etti ancak imparator teklifi yine reddetti. Bunun üzerine Mehmed 24 Mayıs’ta ayın 29’unda karadan ve denizden büyük bir saldırı yapacağını duyurdu. 29 MAYIS 1453 TARİHİ NEDEN ÖNEMLİ? Son saldırı hazırlıklarını Zağanos Paşa düzenledi. Osmanlı ordusu 29 Mayıs’ın ilk saatlerinde taarruza başladı. Osmanlılar son taarruzu üç dalga halinde gerçekleştirdiler. İlk iki saat boyunca başıbozuklar surlara saldırdılar, ardından Anadolu birlikleri onların yerini aldı. Son olarak öldürücü darbeyi vurmak üzere yeniçeriler devreye girdi. Bu sırada yaralanan Giustiniani'nin savaş alanından ayrılması şehri savunanların arasında büyük moral bozukluğuna neden oldu. Nihayet sabah saatlerinde Osmanlı askerleri "Kerkoporta" adlı kapıdan içeri girmeyi başardılar ve kapının üzerindeki burca Osmanlı sancağını diktiler. Mehmed fethin ilk günü öğleden sonra şehre girdi. Ayasofya’ya giderek namaz kıldı ve min-baʿd bundan sonra tahtım İstanbul'dur diye buyurdu. İmparator Konstantinos'un akıbeti meçhuldür. Kimi kaynaklar cesedinin bulunamadığını söylerken, Babinger gibi bazı tarihçiler imparatorun cesedinin mor ayakkabılarından teşhis edildiğini yazar. Alphonse Lamartine eserinde imparatorun cesedinin bulunduğunu ve Fatih'in Konstantin için Hristiyan usulü cenaze töreni düzenlediğini belirtir. Şehzade Orhan ise keşiş kılığında şehri terk etmeye çalışırken yakalanıp idam edildi. Fatih şehrin ticaret merkezi olan Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. Rum Patrikhanesi’nin yeniden açılmasına izin verdi; ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni Patrikhanesi kurdurdu. II. Mehmed İstanbul’u, farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı, ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı. Fethin hemen ardından Mehmed şehrin onarımına başladı. Amacı Doğu Roma’yı yıkmak değil onu Osmanlı yapısı içinde diriltmekti. Kuracağı imparatorluk bir İslâm devleti olmakla birlikte Doğu Roma gibi kozmopolit bir yapıya sahip olacaktı. Fatih, Rum Ortodoks Patrikhanesi, Ermeni Patrikhanesi ve Yahudi hahambaşı bulunmasına izin verdi. 6 Ocak 1454’te Yorgo Skolaris'i yeni Ortodoks patriği olarak atadı. Ayasofya camiye çevrildiğinden Patrikliğe resmî makam yeri olarak Havariyun Kilisesi verildi. Şehirdeki Yahudilerin hahambaşı olarak Moşe Kapsali atadı. 1461 yılında ise Bursa Psikoposu Hovakim İstanbul Ermeni Patriği olarak atandı. Mehmed Theodosius Forumu’nun olduğu yerde ilk sarayının inşasını başlattı. Daha sonraki yıllarda ise Sarayburnu’nda Topkapı Sarayı’nı inşa ettirdi. Fatih, ilk tahta geçtiğinde ve İstanbul’un fethi sırasında sergilediği tutumlar nedeniyle, Çandarlı Halil Paşa’yı 10 Temmuz 1453 tarihinde Edirne'de idam ettirdi. Bazı kaynaklara göre Çandarlı Fatih'i sabırsız ve deneyimsiz buluyordu. Bu olay ile Fatih otoritesini pekiştirmiş oldu ve herkes genç hakana boyun eğdi. Çandarlı Halil Paşa fetihten sonra idamına giden süreçte Yedikule’de Altın Kapı’da kırk gün hapis edildi. 10 Temmuz’da gözlerine mil çekildi ve daha sonra idam edildi. Boyun eğeceği yerde Hakan’a dik baktığı iddia edilir. Daha sonra oğlu İbrahim Paşa tarafından İznik’e götürülüp türbesine gömüldü. Çandarlı Halil Paşa, idam edilen ilk Osmanlı sadrazamıdır.

fatih sultan mehmet 1453 istanbulun fethi izle