TiyatroDünyası - Tiyatro Oyunları, Tiyatrolar! Başkomiser Fevzi meslek hayatı başarılarla dolu bir Polis amiridir. İlçe. sevilen bir idarecidir. planlamaktadır. Memuriyetinin ilk yıllarında Kaymakamlık görevi dolayısıyla. görev alması konusunda Başkomiser Fevzi’ yi ikna eder. GaziÜniversitesi öğrencisi Şule Çet'in Ankara'da bir plazanın 20. katından atılarak öldürülmesine ilişkin açılan dava Ankara 31. Bunedenle, koyacağınız kuralları seçerken, her çocuğun bu kuralları aşma kapasitesini de aklınızda bulundurun. 2 yaşındaki çocuklara kurallar koyarken kullanabileceğiniz 7 tavsiye. Çocukların ebeveynleri ve diğer aile üyeleriyle ne kadar ileri gidebileceklerini öğrenmek için sınırlar koymak şarttır. Çocuğumunkendini sıkması. Sın, Hocam daha önce kızımın durumunu size aktarmış bu konuda çok değerli cevaplarınızı almıştım. 16 aylık kızım 6 aylıkken havale geçirdi. tomografi emar metobolik tetkikler vs. hepsi normal çıktı. sadece eeg bozuk çıkmış idi. en son eegmiz 16 aralıkta çekildi sonuç olarak disritmik eeg çıkmıştı. 10 aydır limunaletten 2x2 TiktokKullanması Yasaklanınca Zehir İçip İntihar Eden Kadın 8.992 izlenme - 3 yıl önce Hindistan’da 2 çocuk annesi 24 yaşındaki bir kadın, kocası TikTok adlı uygulamayı kullanmasını yasakladığı için zehir içerek intihar etti. Kadın, zehir içtiği o anları kayda alarak eşine gönderdi. aoQEn. 2 yaşına gelmiş olan çocukların kendi başına yapabileceklerinin sayısı önceki aylardan çok daha fazladır. Bu dönemdeki çocuklarda bağımsızlık ihtiyacının olduğu görülür. Anne ve babaya karşı gelme, öfke krizleri, ağlamalar ve inatlaşmalar sıklıkla görülen yaş çocuklarına nasıl davranmalı?İki yaş sendromunda çocuklara nasıl bir tavır sergilemeliyiz sorusuna gelirsek;2 YAŞ SENDROMUNDA ÇOCUĞA NASIL DAVRANMALIYIZ?ÇOCUKLARINIZLA ATMASINI KELİMELERDEN UZAK İŞTAHSIZLIĞINA KARŞI ISRARCI GEREKSİNİMLERİNİ YAPMASINA İZİN 17, 20192 yaşındaki çocuğun konuşmasını geliştirmek için ne yapılmalı?Ona şarkılar söylemek çocuğun kelime hazinesini ARTIRIN. Bebekler önce kelimeleri hafızalarında depolarlar. … 2. KONUŞUN, KONUŞUN, KONUŞUN. … 3. HER GÜN YÜKSEK SESLE OKUYUN. … ONLARA ŞARKI SÖYLEYİN. … 5. ERİŞKİN KELİMELERİYLE KONUŞUN. … 6. SORULAR SORUN. … 7. ONU 8, 20202 yaş çocuğu kaça kadar sayabilir?3 yaşına yaklaştığında çocuğunuz artık sayı sayma yeteneğini kazanmaya başlayacaktır. Genelde 2 yaşında çocuklar 2'ye, 3 yaşında ise 3'e kadar anlamını bilerek sayabilirler. Bazı çocuklar 10'a kadar sayabilmektedir ancak bu genelde anlamlarını bildiklerinden değil sayıları ezberledikleri yaş sendromu belirtileri nelerdir?Her şeyi ellemek isteme, aşırı hareketlilik, Her şeyi tek başına yapmak isteme, Bazen kriz şeklinde ağlama, başı duvara vurma, çeşitli yerlere/eşyalara vurma, Çevresindeki herkese karşı otorite kurma isteği iki yaş sendromu yaşındaki çocuğun iştahı nasıl açılır?Çocuğun iştahı nasıl açılır?Yemek saatlerinde dikkat dağıtıcı tv, cep telefonu, bilgisayar ekranı gibi oyalayıcı nesnelerden ile birlikte aynı sofraya oturmak ve örnek olmak, olumlu uyaranlar yaşına uygun besinleri uygun porsiyonlarda kendine yemesini yaşındaki bebek neden çığlık atar?Öfke nöbetinde sırasında çocuk; bağırma, çığlık atma, ağlama, vurma, tekme atma, kafasını vurma, kendini yere atma gibi davranışlar sergiler. 2 yaş dönemi, çocuğun inatlaşma-zıtlaşma dönemi olarak bilinir. Bu dönem normal gelişimin bir parçasıdır ve özerklik dönemi olarak yaşındaki bebek ne zaman konuşur?18 Ay – 2 Yaş Konuşma Gelişimi Yaklaşık 300 sözcük anlar. 50 civarında gerçek sözcük kullanır. Adı sorulduğunda söyler. Doğal olanın sınırları, Anormal olanın boyutları Kekeleme; en basit tanımı ile akıcı konuşma güçlüğü ya da konuşmanın hızını ve ritmini ayarlama güçlüğüdür. Yapılan araştırmalara göre erişkinlerin % 1-2’sinde, okul öncesi ve okul çağı çocukların % 4’ünde görülür, daha küçüklerde yapılan bazı araştırmalarda % 15’e kadar oranlar öne sürülmüştür. En sık 2-5 yaşlar arasında başlar ve buluğ çağına gelmeden önce % 50-80’inin kendiliğinden ya da tedavi ile kaybolduğuna inanılır. Erkek çocuklarda kız çocuklara göre 2-3 kat daha sık görülür ve erişkin yaşlarda bu fark 5-6 kata çıkabilir, çünkü kızlarda kendiliğinden iyileşme daha fazladır. Klinikte çeşitli görünümlerde karşımıza çıkabilir. En sık; erken çocukluk çağında 2-5 yaşlar başlar ve bu yıllar hızlı bir gelişim dönemi olduğu için “gelişimsel kekemelik” olarak da tanımlanabilir. Buluğ çağından sonra da devam ederse “kalıcı gelişimsel kekemelik” olarak kabul edilir. Bazen, beyini etkileyen hasarlar sonrasında nörojenik tipte, psikolojik travmalardan sonra ise psikojenik tipte kekemelik görülebilir. Kekemeliğin nedeni henüz tam olarak ortaya konmamış ancak başlamasında ve şiddetinin artmasında rolü olabilecek birçok etken araştırılmıştır. Bu etkenlerden en önemlisi ve en fazla ilgi göreni; beyinde konuşmanın motor kontrolü ile ilgili bölgelere ilişkindir ve konuşma merkezinin ağırlıklı olarak beynin sol tarafınca yönlendirildiğinin anlaşılmasından beri, neredeyse 100 yıldan fazladır ileri sürülen bir hipotezdir. Buna göre; büyük çoğunluğumuzda ağırlıklı olarak beyin sol yarı ön bölgesinin konuşma kontrolünde daha aktif olduğu, kekeleyenlerde ise sol tarafın bu kadar güçlü olmadığı, sağda aynı bölgeye karşılık gelen tarafın da eşit düzeyde veya daha fazla denetime karıştığı ileri sürülmektedir ve bugüne kadar yapılan pek çok nörofizyolojik araştırma ve görüntüleme çalışması bu bilgiyi doğrulamaktadır. Bunun dışında; konuşmadaki takılmaları pekiştirebilecek başka teoriler öne sürülmüştür. Örn; işitme ve konuşma merkezlerinin işbirliğinde aksama, kaygıyı arttırıcı sosyal ve psikolojik etkenlerin rolü gibi. Bütün bunlardan daha önemlisi ise kişinin kalıtsal yatkınlığıdır. Birinci derece akrabalarında kekemelik görülenler daha fazla risk altındadırlar; üstelik kekemelikte kendiliğinden iyileşme ve kalıcılığa dönüşmenin kalıtsal faktörlerle düzenlendiği bir araştırmada ortaya konmuştur. Konuşma sırasında görülebilecek ve akıcı konuşmayı önleyen takılmalar çok çeşitlidir. Kelimelerdeki ilk hecelerin veya bütün kelimenin birkaç defa tekrarı, kelimeleri bölme, sesleri ve heceleri uzatarak söyleme, cümle içine “şey, işte” gibi ifadeler yerleştirme, anlamsız seslerle gırtlağı destekleme, kelime yutma, cümle başında ve içinde duraklama ve uzun boşluklar, zorlanılan kelimeleri daha kolay söylenenle değiştirme, düzeltme, kelimelerin aniden kesilmesi bloklar gibi çeşitli takılma örnekleri vardır. Bunların bazıları, çocuğun dil gelişimi sırasında doğal olarak görülebilir ve anne babalar tarafından en fazla 18 ay ve yaş arasında farkedilir. Bu yaşlar dil gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir; çünkü çocuk ilk kelimesini söylediği andan başlayarak erişkinlerinkine benzer dil becerisine ulaşana dek yaklaşık sekiz yaş sürekli olarak öğrenmek ve pratik yapmak durumundadır. Aynı şekilde beden ve beyin kapasitesi de erişkin yaşlara göre daha sınırlıdır ve çocuk; bütün motor ve zihinsel becerileri için bu sınırlı kapasiteyi kullanmak zorundadır. Yani bir alandaki hızlı gelişim diğer alanlarda zorlanma pahasınadır. Aile içi ve dışındaki bazı episodik ve ani stresler de pragmatik uyumu iyice zorlar. Bütün bu durumlar küçük çocuk için, konuşma sırasında takılmaya yatkınlığı arttırabilecek zemin hazırlar ancak bu dönemde görülen takılmaların sayısı sınırlıdır ve ileri yaşlarda şiddetlenmesi beklenmez. Takılma yüzdesi olarak tanımlanabilecek, her yüz kelimedeki takılma sayısı on veya daha azdır, tekrarlamalar tek hece tek birimin ötesine geçmez ve genellikle de ilk hecenin bir iki defa tekrarı veya bütün kelimenin tekrarı şeklindedir. Küçük çocuklarda kısa hece tekrarları, büyük çocuklarda düzeltmeler daha tipiktir, bunun yanında duraklama, uzatma, araya kelimeler sokma gibi örnekler de görülebilir. Küçük çocuk takıldığını farketmez veya aldırmadan geçiştirir, yani bu yüzden bir gerilim yaşamaz. Gelişimsel Kekemelik görülen çocuklardaki takılmalar bu kadarla sınırlı değildir ve yaş büyüdükçe farklı takılmalar eklenerek akıcılığı daha da bozar. İlk belirti genellikle; tüm kelimeden çok ilk hecelerin defalarca tekrarlanmasıdır. Takılma sıklığının yüksek olması yakından ilgilenmeyi gerektiren önemli bir uyarıcıdır. Bu noktadaki çocuk, konuşmasındaki problemin farkındadır ancak henüz şaşkınlık yaşamaktadır. Çocuk büyüdükçe hece tekrarları, uzatmalar, duraksamalar, boşluklar, düzeltmeler, eksik söylenmiş kelimeler daha sık görülmeye başlar, konuşma anında gerginlik ve acelecilik iyice yerleşir, konuşmanın akıcılığı artık bir hayli bozulmuştur. Takılma korkusunun yarattığı fizyolojik otonom uyarılma gırtlak kaslarında gerilmeyi daha da arttırarak hastanın takılmasını bir kısır döngüye sokar, üstelik bu gerilme nedeniyle sesin kalitesinde bozulma ve tizleşme görülebilir. Bütün bunlar kekelemede kalıcılığa işaret eden önemli ipuçlarıdır. İleri evrede konuşma sırasında blokajın ilk işaretleri kendini göstermeye başlar. Blokajın nedeni gırtlaktan hava akımının bozulması ve fonasyonun ses çıkarmanın gecikmesidir. Blokaj, kekeleyen hastanın konuşma çabasında gözlenebilir. Çocuk aniden durur ve yeniden başlar; sanki ağzını açmakta zorlanıyormuş gibidir ve bu gerginlik yüzünde farkedilir . Kekeleyen çocuk, bu blokajın önüne geçmek için, takılacağını hissettiği anda, kelime akışına “destek” sesler ekleyerek gırtlaktan hava akışını ve ses çıkışını kolaylaştırmaya çalışabilir. Artık kekelediğinin farkında olmakla kalmayıp, bunun huzursuzluğunu da yaşamaktadır. Hava akışını ayarlama güçlüğü yanında, zorlanmaya bağlı yüz hareketleri, dudakların ani kapanması, dilin dışarı çıkması, çenede titreme, boyun kasma, başını geriye atma, el ve ayaklarda çırpınma davranışları da tabloya eklenebilir. Belirtilerin yoğunlaşması zamanla kendini sosyal etkileşimde de gösterir ve artık çocuğun hayatında “dinleyenin reaksiyonları” da söz konusudur. Dinleyenin rahatsızlığı, müdaheleciliği veya alaycılığı gibi çevresel tepkilerin her biri çocuk için diyaloğa girmekten kaçınma nedenidir. Kekeleme artık sosyal ilişkileri ve yaşam stilini etkilemekte, çocuğun ergenin kendilik imajını büyük oranda zedelemektedir. Konuşmaya dayalı aktivitelerden, bedelleri pahasına uzak durulur. Özetlenen bu klinik tablo her çocukta aynı şiddette gözlenmez, kekelemenin evresine göre belirtiler ve şiddeti değişebilir ancak kekeleyen çocuğa erken yaşlarda yapılacak yardımın daha ağır bir sorunu önleyeceği unutulmamalıdır. Gelişimsel kekemelik, konuşma akıcılığını etkileyebilecek, hatta doğrudan kekemelik nedeni olabilecek başka durumlardan ayırdedilmelidir. Örneğin; nörojenik kekemelik altta yatan bir beyin hasarı sonucu gelişir, beraberinde başka nörolojik belirtiler de eşlik edebilir, ani başlar, tekrarlar ilk heceden çok tüm kelimenin tekrarı şeklindedir, zorlanma daha azdır, sosyal kaygı ve kaçınma davranışları beklenmez. Psikojenik kekemelik emosyonel travmalar sonrası ani olarak başlar, ilk heceler veya vurgulu heceler tekrarlanır, takılmalara karşı aldırmazlık gözlenir ve takılmalar günden güne değişiklik sergilemez. Tedavi yaklaşımı çok yönlüdür. Bütün konuşma bozukluklarının tedavisi, hastanın yaşam kalitesi de hesaba katılarak planlanmalıdır. Bu bozukluklarda asıl olan konuşma terapisidir. Hastanın zorluklarını hedef alan bazı konuşma terapisi teknikleri, konuşma ile ilgili merkezlere odaklanan biofeedback biyolojik geri bildirim yöntemleri tedavide denenmektedir. Ayrıca dopamin antagonisti olan, serotonin yıkımını önleyen ve başka etki mekanizmaları olan kimi ilaçların hem gelişimsel tip, hem de nörojenik tip kekemelikte bazı hastalarda bir dereceye kadar yarar sağlaması; kekemeliğin organik nedenli olabileceği düşüncesini desteklemiştir. Bu ilaçların sağladığı yararlara ilaveten çeşitli beyin görüntüleme çalışmalarında ulaşılan sonuçlar; beyinde sözel ifade becerisi ile ilgili alanlarda bir “hiperdopaminerji aşırı dopamin varlığı” durumunun kekelemede payı olabileceğini düşündürmektedir. Konuşma becerilerinin desteklenmesi dışında; çocuğun kendi konuşması ile ilgili duygu, düşünce ve tutumları da öğrenilmeli ve bua alanlardaki sorunlara uygun tedavi yöntemleri ile yardımcı olunmalıdır. Bütün konuşma güçlükleri iletişimde bozulmaya yol açarlar. Depresyona yol açacak derecede kendilik imajını öz güveni bozabilir, sosyal fobi ile karışacak derecede sosyal kaygı durumu yaratabilirler. Onun için, iyi bir psikiyatrik değerlendirme yapılarak eşlik edebilecek ruhsal bozukluklar da tedavi edilmelidir. Her durumda; çocuğun tedaviden göreceği yarar, kendi kapasitesine ve alacağı yardıma bağlıdır. Yayınlanma Tarihi 19 Nisan 2006 Çarşamba, 0000 Çocukların psikolojisi ve zihinsel algıları, yetişkinler kadar gelişmiş değildir. Çocuklardaki psikolojik bozukluklar ve dengeler, gün içindeki davranışlarının gözlemlenmesi sonucunda anlaşılır. Çocuklarda en çok karşılaşılan durumlardan biri “çocuğun kendini sıkması” sorunudur. Bu sorun çocuklarda ve bebeklerde sık görülür. Çocuğun ya da bebeğin devamlı ellerini sıkması, dişlerini sıkması gibi durumlar çocuğun-bebeğin kendini sıktığını gösterir. Çocukların ve Bebeklerin Kendini Sıkması Çocukların ve bebeklerin kendi kendilerini sıkması sorununa özellikle çocuk uyurken daha çok rastlanır. Çocuk uyurken ya da uyutulmaya çalışılırken, ellerde ve ayaklarda kasılma görülebilir. Bebeklerde daha fazla görülen bu durum, sinir sistemi ya da psikolojik etkenlerle ilgilidir. Sinir Sisteminden Kaynaklı Olabilir Bebeklerin sinir sistemleri, yetişkinler kadar gelişmiş değildir. Sinir sistemi gibi vücuttaki bir çok fonksiyonun gelişimi bebek büyüdükçe düzene girer. Bebek doğduktan sonraki ilk 2 yıl sinir sisteminde gelişmeler devam eder. Bundan kaynaklı bebekte kendini kasma, sıkma sorunları görülebilir. Genelde zamanla kendiliğinden geçer. Ancak yine de daha doğru bir tetkik ve tanı için uzmana başvurulması daha iyi olacaktır. Psikolojik Etkenler Bebek ve çocuklardaki psikolojik bozukluklar, ancak gün içindeki davranışları sayesinde anlaşılabilir. Kendini kasma, sıkma, ellerini sıkma ve dişlerini sert sıkma gibi durumlar, çocukta psikolojik bozukluk olduğunu gösteriyor olabilir. Ancak çocuğun kendini sıkması, her zaman psikolojik sorunları işaret etmez. Doğru bir tetkik için hekime danışılmalıdır. Tatili en çok çocuklar sever. Dört gözle okulun kapanmasını beklerler, üç aylık tatil, yorucu okul döneminden sonra onlara müthiş bir ödül pek çok evde şu anda sesler yükseliyor “Anne sıkıldım!”.Çocuklar neden sıkılırlar?Dünyanın sıkılmaya en uzak olan varlıkları çocuklardır çünkü bitmek bilmeyen bir enerjiye sahiplerdir. Eğer bir çocuk sıkılıyorsa öncelikle anne-babaların bir sorun olabileceğini düşünmesi ve çözüm bulması gerekebilir. Çocuğun sıkılma nedenleri şunlar olabilir• Çocuk uygun bir aktiviteye yönlendirilmemiş,• Belli bir rutine girmiş ve bunalmış,• Arkadaş ve akran ortamından uzak kalmış,• İlgi alanlarına uygun olmayan aktivitelere yönlendirilmiş,• Anne-babasıyla vakit geçiremiyor bunların dışında çocuğun psikolojik anlamda bir sıkıntısı olabilir. Depresyon, kaygı bozuklukları gibi psikolojik problemlerde çocuklarda huzursuzluk, sıkıntı ve gerginlik sıkılan çocuklara ne yapmalı?Her aile koşullarına uygun biçimde çocuğunu bir aktiviteye yönlendirebilir. Artık hemen her belediyenin yaz ayları için ücretsiz açtığı kurslardan tutun özel kurslara kadar istediklerinden faydalanılabilir. Bu aktiviteleri seçerken çocuğun ilgi alanları ve becerileri, istekleri göz önünde en iyi oyun arkadaşı anne-babalarıdır. Ebeveynlerin iş dışı saatlerde çocuklarıyla nitelikli vakit geçirmesi çocuğu için harika aktiviteleri yaşıtlarıyla vakit geçirmesine öncelik verilmelidir. Mahallede oynamayı tehlikeli bulan aileler eve arkadaş çağırabilir ya da arkadaş ziyaretleri sadece ders ve kitap okuması için baskı yapmak onu daha da uzaklaştıracaktır. Günlük planlar yaparak önce çocuğun oyun, eğlence hakkına yer verildiğinde okuma ve derslere de zaman ayrılması çocuk için sıkıcı olmaktan bunlar dikkate alındığında çocukta mutsuzluk ve sıkılma devam ediyorsa çocuğun ruhsal dünyası etraflıca gözden geçirilebilir, gerektiğinde bir uzman desteği alınabilir. ÇOCUĞUNUZLA EVDE OYNAYABİLECEĞİNİZ OYUNLAR

2 yaşındaki çocuğun kendini sıkması