Kuran 'da İsa'nın bir anne-baba ilişkisinden değil, sadece bir anneden meydâna geldiğini vurgulamak için birçok âyette, annesine izâfeten [i] "Meryem oğlu İsa" şeklinde zikredilir. [75] İnsanlar, doğduğunda, Şeytan tarafından dürtülüp rahatsız edilir ve ağlarlar. [76] [77] Meryem oğlu İsa, Şeytan'ın dokunup rahatsız Hz İsa Öldü Mü Uyuyor Mu izleyin - monodias Dailymotion'da . Ara. Kitaplık. Mustafa İslamoğlu Hz. İsa Öldü Dünyaya Dönmeyecek monodias. 3:40. Hz Baştailk olarak vermiş olduğumuz ayet örneğinde de hazreti İsa peygamberin ölüleri Allah’ın izniyle diriltiyordu ayeti ile çelişmektedir. Eğer hz. İsa peygamberin dirilttiği ölü. O ise . kuranda o zaman çelişki yoktur ayeti ile çelişmektedir. İşte kuranda maide .110 da geçen ölüleri hz. İsa nasıl diriltiyordu.? Saff sr , ayet 6 Bu ayet-i celilede Hz. İsa'nın, kendinden sonra "Ahmed" adında bir peygamberin geleceğini müjdelediği bildirilmektedir. Bugün elimizde, Hz. İsa'ya indirilen İncil'in orjinal nüshası bulunmayıp, ondan çok sonraki tarihlerde kaleme alınmış muharref nüshalar bulunduğundan Hz. Hz İsa’nın Ölümü. Dini Bilgi. Hz. İsa, Cebrail a.s.’ın Hz. Meryem ’e müjdesi olarak ve rahmine üflemesi ile dünyaya gelmiş olan bir peygamberdir. Kur’anı Kerim’de anlatıldığı üzere ismi geçen ve kendisine dört büyük kitaptan biri olan İncil indirilen Hz. İsa, konu üzerine vahyedilen ayet-i kerimelerde dw1Z. İsa as Ölmedi ve ÖldürülmediHz. İsa as, hayatı Kuran’da detaylı olarak bildirilen mübarek peygamberlerden biridir. Kendisi, Rabbimiz’in bir mucizesi olarak babasız dünyaya gelmiştir. Hz. İsa as’ın mucizevi doğumu Kuran’da şöyle bildirilir… Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah’ın elçisi ve kelimesidir. Onu Ol’ kelimesini Meryem’e yöneltmiştir ve O’ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve elçisine inanınız…Nisa Suresi, 171Hz. Meryem, Cebrail’in kendisine insan suretinde görünmesiyle Hz. İsa as’ın doğumu hakkında müjdelenmiştir. Hz. İsa as henüz dünyaya gelmeden, Allah onun sahip olduğu mucizevi ve üstün özellikleri Hz. Meryem’e bildirmiştir. Hz. İsa as’ın dünyada ve ahirette seçkin ve onurlu bir insan olduğu ve çeşitli mucizeler göstereceği ayetlerde şu şekilde haber verilmiştirHani Melekler, dediler ki “Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir. O, dünyada ve ahirette seçkin, onurlu, saygındır’ ve Allah’a yakın kılınanlardandır. Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir.”Al-i İmran Suresi, 45-46Hz. Meryem’in içinde yaşadığı toplum ise daha doğum anından itibaren Hz. İsa’yla ilgili cahilce zanlarda bulunmuş ve Hz. Meryem gibi mübarek bir insana iftira atmaya kalkışmışlardır. Kuran’da, iman etmeyenlerin Hz. İsa as’ın mucizevi doğumuna gösterdikleri tepki ve Hz. İsa as’ın Rabbimiz’den bir mucize olarak daha beşikteyken onlarla konuşması şöyle bildirilirBöylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki “Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın. Ey Harun’un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz bir kadın değildi.” Bunun üzerine ona çocuğa işaret etti. Dediler ki “Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?” İsa Dedi ki “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Allah Bana Kitab’ı verdi ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam olayım, beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet emr etti. Anneme itaati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı. Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de.” Meryem Suresi, 27-33Henüz beşikte iken insanlar ile konuşan Hz. İsa, Allah’ın takdiri ile, körleri ve hastaları iyileştirmek, çamurdan kuş yapıp uçurmak gibi daha pek çok mucizeler göstermiştir. Rabbimiz’in Hz. İsa’ya verdiği bu mucizeler Kuran’da şöyle haber verilmiştirAllah şöyle diyecek “Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben seni Ruhu’l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana Kitab’ı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde bir şeyi oluşturuyordun da yine iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu. Doğuştan kör olanı, alacalıyı cüzzamlıyı iznimle iyileştiriyordun, yine Benim iznimle ölüleri hayata çıkarıyordun. İsrailoğulları’na apaçık belgelerle geldiğinde onlardan inkara sapanlar, “Şüphesiz bu apaçık bir sihirdir” demişlerdi de İsrailoğulları’nı senden geri püskürtmüştüm.” Maide Suresi, 110Babasız olarak dünyaya gelmesi, beşikte iken konuşması, Allah’ın kutsal kitaplarını, Tevrat’ı, İncil’i ve Kitab’ı Kuran’ı -en doğrusunu Allah bilir- bilmesi, çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıp nefesiyle canlandırıp uçurması, doğuştan kör olanı, alaca hastalığı olanı iyileştirmesi, ölüyü diriltmesi, insanların yediklerini ve saklayıp biriktirdiklerini haber vermesi, kendisinden sonra gelecek kutlu insanı, Peygamberimiz Hz. Muhammed sav’i, ”Ahmet” ismiyle haber vermesi gibi mucizeler gösterdiği halde, gönderildiği toplum içerisinde Hz. İsa’ya inananların sayısı çok az olmuştur. See more posts like this on Tumblr hazreti isa ölmedi hz isa öldü mü hz isa ölmedi hz isa ölmedi ayet hz isa ölmedi mi isa ölmedi mi Ve "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de onlara böyle bir ceza verdik. Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara onun benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler. Nisa Suresi – 157 Yukarıda kesin olan bir şey varsa o da Yahudilerin Allah onu da tüm insanlar gibi canını alarak katına ölen herkesin ruhunu kendisine yükseltir. Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. Araf /40 Fakat yukarıdaki ayete de belirtildiği gibi inkar edenlere semanın kapısı kabir azabına dönerler. Hz. İsa’nın ruhu ise yükseltilerek Rabbine bedenen değil ruhen tüm Müslümanlar gibi yükselmiştir. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün selâm esenlik benim Kur’an’daki iki ayette açıkça Hz. İsa’nın vefat ettiği bildirilir Hani Allah, İsa'ya demişti ki "Ey İsa, doğrusu seni ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda ben hükmedeceğim. Al-i İmran Suresi, 55 "Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiç bir şeyi söylemedim. O da şuydu 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim dünya hayatıma son verdiğinde tevefa, üzerlerindeki gözetleyici Sen'din. Sen her şeyin üzerine şahid olansın.” Maide Suresi – 117 Tevratta ve ,incilde son peygamberin geleceği, hatta özellikleri bile yazılıyken inanmamak için son peygamber olarak İsa'nın tekrar geleceği yalanı gibi bazı dinlerde ise bu inanç Mehdi gelecek şekline dönüşmüştür. Hz. Hüseyinin şehit edilmesinden sonraki zamanlarda mehdi ve isanın tekrar gelmesi konusu İslam düşüncesine de girmiştir. İsa aleyhisselamın kıyametten önce tekrar dünyaya geleceğini bildiren bazı hadisler bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi şöyledir “Ruhum yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryemin oğlu İsa, adil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak,İslamdan başka şeyi kabul etmeyecektir. Mal o kadar çok olacak ki, kimse dönüp de bakmayacaktır. Fakat bir secde, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlı olacaktır.” Buhari, Enbiya, 50; Müslim, İman, 71; Tirmizi, Fiten, 54 Bu ve bunun gibi hadisler incelendiğinde hepsinin ana teması şudur İsa ve Mehdi gelecek, sıkıntı ve buhran içinde bocalayan müslümanları kurtaracaktır. Hatta başka bir hadiste “Su kabı su ile dolduğu gibi, yeryüzü barışla dolacaktır. Din birliği de olacak, artık Allah’tan başkasına tapılmayacaktır.” İbni Mace, Fiten, 33 idafesi geçmektedir. Birçok İslam alimi, bu hadislerin sadece Kütüb-i Sitte meşhur altı hadis kitabı’de yer almalarını yeterli görmüşlerdir. Bu eserlerin müelliflerinin Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İbn Mace otoriteleri, bu rivayetlerin eleştirilmesinin önünde doğal bir engel oluşturmuştur. Bu tür hadislerin senedleri sahih olsa bile, bu iddialar metin yönünden Kur’an ile uyuşmamaktadır. İsa aleyhisselamın kıyametten önce geleceğine inanmak, bir inanç konusu yapılmıştır. Halbuki bunu iddia eden alimler, ahad haberle inanç belirlenemeyeceğini söylerler. İsa’nın geleceğini bildiren hadisler ahad haberlerdir. Değerli kardeşimiz, Hz. İsa as hayattadır. Asrımızın büyük âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursi, Allah rahmet etsin "Mektubat" adlı eserinde, hayat mertebelerini beşe ayırarak Hz. İsa as'ın üçüncü hayat mertebesinde olduğunu ifade etmektedir. Bunu söylerken de bazı hadislere dayanmaktadır. Fakat bazı alimlerin hayatlarını kabul etmemelerini ise, Hz. İsa as'ın bizim gibi aynı hayat şartları içerisinde olmadığına hayat mertebeleri beştir, Hz. İsa as ise üçüncü mertebededir. Bu mertebeler ise şunlardır1. Bizim hayatımızdır. Bizim hayatımızın devam edebilmesi için, yemek, içmek ve hava almak gibi zaruri ihtiyaçları görmek Hz. Hızır ve İlyas as hayatlarıdır ki, bir anda birkaç yerde bulunabilirler. Yemek içmek zorunda olmamakla beraber, istedikleri zaman yerler, içerler ve beşeri duruma Hz. İdris ve İsa as hayatlarıdır. Bu zatlar beşeriyet ihtiyaçlarından uzaklaşmışlardır. Melek hayatına benzer bir mertebeye çıktıklarından, bizimle hiç münasebetleri Şehitlerin hayatıdır. Kur’an'ın ifade ettiği gibi, şehitleri ölü olarak bilmemek gerekir. Çünkü onlar kendilerini ölü bilmedikleri için, kendilerini hayatta bilmektedirler. Ve kabir ehlinden farklı bir mertebede Kabir ehlinin hayat mertebeleridir. Ölülerin bile kendilerine münasip bir hayat mertebesinde oldukları imanın ve Kur’an'ın ifadeleriyle bu ifadelerden anlaşıldığı gibi, Hz. İsa as hayattadır; fakat bizim hayat mertebesinde olmadığı için hayatında ihtilaflar bilgi için tıklayınız- Hz. İsa'nın dünyaya / yeryüzüne tekrar gelmesi indirilmesi nasıl olacak?- Hz. İsa'yı Beklerken Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet Tarih içinde hakkında en çok yanlış inanca sahip olunan kişi belki de Hz. İsa’dır. Ona karşı ilk haksızlığı Hıristiyanlar yapmış ve onun Allah’ın oğlu olduğunu iddia etmiş ve onu Allah’a eş koşmuşlardır. Kuran’da Allah bu iftiraya cevap verirken şöyle buyurur 5/73- Andolsun, “Allah üçün üçüncüsüdür.” diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir ilahtan başka ilah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan inkâr edenlere mutlaka acı bir azab dokunacaktır. Hz. İsa’nın hakkındaki bir diğer yanlış inanç da geleneksel İslam anlayışında vardır. Bu inanca göre ise, Hz. İsa henüz ölmemiştir ve tekrar yeryüzüne dönecektir. Özellikle bazı Kuran ayetlerindeki ifadelerin anlamları kaydırılarak, konu çarpıtılmakta ve yanlış yorumlarla, sanki Kuran’da varmış gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada Kuran’da Hz. İsa’nın ölümünün nasıl anlatıldığı üzerinde duracağız ve yanlış yorumlanan ayetleri gözden geçireceğiz. 1- Kur’an’daki iki ayette açıkça Hz. İsa’nın vefat ettiği bildirilir 5/117- “Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiç bir şeyi söylemedim. O da şuydu Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim dünya hayatıma son verdiğinde tevefa, üzerlerindeki gözetleyici Sen’din. Sen her şeyin üzerine şahid olansın.” 355 ALLAH İsa’ya şöyle demişti “Senin dünyadaki hayatına son vereceğim ve kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtaracağım ve sana uyanları Diriliş Gününe kadar inkar edenlerin üzerinde tutacağım. Sonra, dönüşünüz banadır ve anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda ben hüküm vereceğim.” Bu ayetlerde Hz. İsa’nın vefat teveffa ettiği açıkça vurgulanmaktadır. Teveffa توفىَ kelimesi “canın alınması” anlamına gelir. Kuran’da bu kelime 25 yerde geçer. Bu kelimesinin geçtiği ayetler şöyledir 497 Kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken melekler….. 661 ……. Sizden birine ölüm geldiği zaman elçilerimiz onun canını hiç vakit geçirmeden alırlar. 4727 Melekler canlarını alırken nasıl da pişmanlık içinde yüzlerine ve sırtlarına vururlar? 5117 ….Aralarında bulunduğum sürece onlara tanıktım. Canımı aldıktan sonra ise sen onların üzerine gözetleyici oldun. Sen her şeye tanıksın.” 1628 Onlar ki, nefislerine zulmedip dururlarken melekler canlarını alır. 1632 İyi durumdayken melekler canlarını almaya geldiklerinde, 1046 Onlara söz verdiklerimizin bir kısmını sana göstersek de veya canını alsak da, 1340 Onlara söz verilenlerin bir kısmını sana göstersek de, senin canını alsak da 4077 ……ondan önce hayatına son versek de, onlar bize döndürüleceklerdir. 850 İnkar edenlerin canlarını melekler alırken bir görseydin!….. 10104 …..Ben ancak, sizin canınızı alan Allah’a taparım. İnananlardan olmakla emrolundum.” 1670 Ve sizi Allah yarattı, sonra da yaşamınıza son verir. 3211 De ki, “Üzerinize görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak ve sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” 415 Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört tanık getirin. Tanıklık ederlerse, onları, ölünceye veya Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde tutun. 737 …. Elçilerimiz kendilerine gelip canlarını alırken…. 3193 “Rabbimiz, biz, Rabbinize inanın’ diye imana çağıran bir davetçiyi işittik ve inandık. Rabbimiz, günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve iyi kişiler olarak canımızı al. 12101 “Rabbim, sen bana hükümranlık verdin ve rüyaların yorumunu öğrettin. Yeri ve göğü ayırarak yaratansın. Dünya ve ahirette sensin benim Velim sahibim. Canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” 225 ………. Kiminizin hayatına son verilir, 4067 …….. Sizden bazılarının canı daha erken alınır. 2234 İçinizden ölen erkeklerin geride bıraktığı eşleri… 2240 Ölüp de geriye eşler bırakan erkekleriniz,… 355 Allah İsa’ya şöyle demişti “Senin dünyadaki hayatına son vereceğim ve kendime yükselteceğim. ….. Bu ayetlerden de anlaşılacağı gibi teveffa kelimesinin anlamı “canın alınması”dır. Bunlar dışında teveffa kelimesinin geçtiği iki ayet daha vardır. Bunlarda da yine teveffa kelimesi canın alınması anlamında kullanılır. Ama bunun istisnası vardır ve ayette de bu durum belirtilir. Uyku ile ilgili ayetler şöyledir 3942 Allah ölüm anında nefsi bilinci alır; ölmeyenleri de uyku anında… Hakkında ölüm kararı verdiklerini tutar ve diğerlerini de belli bir süreye kadar salıp gönderir. Düşünen bir topluluk için bunda dersler ve işaretler vardır. 660 O’dur, geceleyin sizi öldüren, gündüzün ne işlediğinizi bilen, belli yaşam süresi dolsun diye gündüzleyin sizi dirilten… Sonra dönüşünüz O’nadır ve yaptıklarınızı size haber verecektir. Bu ayetlerde geçen ifade de teveffadır. İnsanların uykusunda da canlarının alındığı bildirilir. Uykuda olanların canları uyanınca verilmektedir. Ayette uykudaki ölümün istisnası belirtilmiş ve canın daha sonra verildiği açıklanmıştır. Buradaki istisna durumuna dayanarak tüm teveffa kelimelerinin uyku olduğunu iddia etmek son derece yanlıştır. Çünkü diğer teveffa geçen ayetlerde uyku durumunda olduğu gibi canın geri verildiğinden kesinlikle söz edilmez. Hz. İsa ile ilgili ayetlere tekrar bakılırsa, onun canının alındığı bildirilmekte ve daha sonra verileceği yönünde hiçbir ifade bulunmamaktadır. Onun uykudaki gibi olduğunu iddia etmek sadece konuyu çarpıtmaktan öteye gitmeyen bir çabadır. Eğer Hz. İsa ile ilgili ayetlerdeki “vefat ettirme” ifadesini uyku olarak kabul edeceksek, diğerlerini de böyle kabul etmemiz gerekir. Çünkü aynı kelime aynı şekilde farklı yerlerde kullanılmaktadır. Örneğin “497 Kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken melekler…..” Bu ayette geçen ifadeden hareketle bu zulmedenlerde uyku halinde midir? Onlar da Hz. İsa gibi geri mi döneceklerdir? Onların Hz. İsa’dan farkı nedir? Bu ve buna benzer sorular hep cevapsız kalacaktır. Ayette olan ifade Hz. İsa’nın açıkça öldüğüdür. Bunun ötesinde tekrar ruhunun verileceğine dair uyku ile ilgili ayetlerde olduğu gibi hiçbir açıklama yoktur. Örneğin peygamberimizin vefat ettirilmesiyle ilgili bir ayette de aynı teveffa kelimesi geçer 1340 Onlara söz verilenlerin bir kısmını sana göstersek de, senin canını alsak teveffa da… Bu ayetteki hitap Hz. Muhammed’edir. Eğer vefat kelimesini uyku gibi kabul edilirse, buradan yola çıkarak Hz. Muhammed’in bir gün döneceğini iddia edebilir. Bu ne kadar saçma bir iddia ise Hz. İsa’nın gelişini yukarıdaki ayetlere dayanarak iddia etmekte aynı ölçüde saçma bir iddiadır. 2-Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne döneceği iddiasında bulunanların buna delil gösterilmeye çalıştıkları ayetlerden birisi şöyledir Hani Allah, İsa’ya demişti ki “Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim. Al-i İmran Suresi, 55 Bu ayette geçen “sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim.” ifadesinden yola çıkarak, sözde Hz. İsa’nın tekrar geleceğinin Kuran’da bildirildiği iddiasında bulunulmaktadır. Bu senaryoya göre Hz. İsa yeryüzüne dönecek ve dünya hakimiyetini kendisine inananlarla beraber kuracaktır. Oysa bu tamamen Kuran’da anlatılmayan, vehme dayalı bir senaryodur. Bu ayetin hiçbir yerinde Hz. İsa’nın yeryüzüne tekrar gelişinden söz edilmemektedir. Hz. İsa’ya uyanlar kıyamete kadar insanların üstüne geçecektir. Bu ayette vaat edilen budur. Yoksa Hz. İsa gelecek sonra tüm insanları birleştirecek ve insanların üstüne önder olacak gibi bir mantık ayette kesinlikle yoktur. Burada ayetin anlamı kaydırılarak Kuran’da bildirilmeyen bir şeyi söylemek ve böyle bir sonuç çıkartmak yanlış bir yaklaşımdır. Burada kastedilen Hz. İsa’ya iman edenler yani Müslümanlardır. Müslümanlar ona bir peygamber olarak iman ederler. Müslümanların dünyada bir düzen kuracakları açıklanmaktadır. Bunun için Hz. İsa’nın gelişi gibi bir ön şart yoktur. 3-Bu konuyla ilgili olarak kullanılan bir ayet de şöyledir And olsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır. Nisa Suresi, 159 Bu ayette de dikkat edilirse, yine Hz. İsa gelecek diye bir anlam ya da ima yoktur. Sadece Kitap ehlinden olanların ölmeden önce ona inanacaklarını bizlere bildirmektedir. Bu ayetten yola çıkarak Kitap ehlinin ölmeden önce Hz. İsa’ya inanması ancak onun gelmesiyle olur. Öyle ise Hz. İsa gelecektir gibi yorumlar yapmak yanlıştır. Burada ayette olmayan bir şart ortaya atılmış ve açıkça ayetin anlamı çarpıtılmıştır. Bir kere ayette Kitap Ehli’nden olanların kıyamete yakın bir zamanda Hz. İsa’ya iman edeceklerine dair bir ifade yoktur. Bu ayette tüm Kitap Ehli kastedilmektedir. Ayrıca ölümlerinden önce Kitap Ehli’nin iman etmeleri için Hz. İsa’yı görmeleri gibi bir şart da ayete göre söz konusu değildir. Hz. İsa’nın sağlığında bile onu görüp kitap ehlinden iman etmeyen bir çok kişi olmuş ve hatta onu öldürmeye bile kalkmışlardır. Bu olsa olsa böyle olur mantığıyla bu sonuç çıkartılmış, Kuran’da bildirilen dışında ön yargıyla ulaşılmış bir iddiada bulunulmuştur. Ayrıca ayetin devamı dikkatli okunduğunda çok önemli bir gerçek ortaya çıkacaktır. Hz. İsa ölümlerinden önce kendisine iman edenlerin hakkında kıyamet günü aleyhlerinde şahitlik yapacaktır. Bu ayetin Arapça metninde “aleyhim” عليهم ifadesi geçmektedir. “Aleyhim” kelimesinin “onların üzerine” veya “aleyhlerine” anlamları vardır. Bu kelime şahitik yapmak fiiliyle kullanıldığında bu şahitliğin olumsuz olduğu yani aleyhlerine olduğu anlaşılmaktadır. Kuranda bu iki kelimenin geçtiği ayetlere bakıldığında bu anlaşılacaktır. Örneğin 41/20- Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme duyuları ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir. Ayetin devamıyla düşünüldüğünde kitap ehlinde ölümlerinden önce Hz. İsa’ya iman edenlerin imanının makbul bir iman olmadığı anlaşılmaktadır. Aksine Hz. İsa onların aleyhlerine şahitlik yapacaktır. Bu iman Firavun’un imanı gibi kabul edilmeyen bir imandır. Üstelik burada söz edilen kitap ehli kıyamet gününe yakın olanlar değil Hz. İsa’dan sonra yaşayan tüm kitap ehlini kapsar. Bunların hepsi ölümlerinden önce Hz. İsa’nın Allah’ın elçisi olduğuna iman etmektedirler. Fakat ölüm anından önce olan bu iman makbul bir iman değildir. Hesap günü İsa onlardan şikayetçi olacaktır. Yukarıdaki ayetin önce ve sonrası okunduğunda burada kitap ehlinden Yahudilerin eleştirildiği görülecektir. Şimdi ayete başına dönersek bu ayetin neresinde Hz. İsa tekrar yeryüzüne gelecek şeklinde bir anlatım yada ima vardır? Neye dayanarak böyle bir sonuç çıkarılmaktadır? Görüleceği gibi bu iddia sadece bir vehimdir ve bu yanlış yorumlar Kuran’a ait değildir. 4- Zuhruf suresinde ki bir başka ayet de yine anlamı dışında Hz. İsa’nın gelişiyle ilgili kullanılmaya çalışılmaktadır. Ayet şöyledir Şüphesiz o, saat için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru yol budur. Zuhruf Suresi, 61 Bu ayette o sıfatının Hz. İsa olduğunu söyleyip, onun kıyamet saati için bir ilim olması için ancak kıyametten önce gelişiyle olabileceği iddia edilmektedir. Bu ayette geçen “o “ zamiri hakkında iki farklı görüş var. Biri “o “zamirinin Kuran’ı işaret ettiği diğeri ise” o” zamirinin Hz. İsa’yı işaret ettiğidir. “O” zamirinin Hz. İsa’yı işaret ettiğini kabul etsek bile, ayetin direkt anlamından Hz. İsa’nın yeniden yeryüzüne gelişini söyleyen yada işaret eden bir ifade bulunmadığı görülecektir. Bu ayette de diğerlerinde olduğu gibi bir ön kabul yapılıyor ve Hz. İsa’nın kıyamet için bir ilim olması için ancak kıyametten önce gelişiyle olabilir denilmektedir. Örneğin bir başka Kuran ayetinde “kıyamet yaklaştı “ şeklinde bir ifade bulunmaktadır. Günümüzden 14 asır önce de Kuran’ı okuyan bir kişi bu ayetle karşılaştığında kıyametin yaklaştığını okumaktaydı. Fakat aradan 1450 yıla yakın bir zaman geçmiştir. Hala kıyamet kopmamıştır fakat kıyamet bize yakındır. İnsanlık tarihine göre yaşanan zaman ayetin ifadesiyle kıyamete yakın bir zamandır. Ama kıyametin kopması daha asırlarda sürebilir veya yarın da kopabilir. Bunun gibi ayetin ifadesiyle Hz. İsa kıyamet için bir ilimdir. Yani Hz. İsa ile ilgili bir şey kıyametin saatinin bilgisini verecektir. Fakat ayette Hz. İsa’dan hemen sonra kıyamet kopacak gibi bir anlatım yoktur. 5- Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne döneceğini bir an için kabul edelim. Bu durumda yaptığımız kabul açıkça Kuran’daki ayetlerle çelişecektir. Hz. İsa kendisine kitap verilmiş bir nebidir. Eğer ikinci sefer gelecekse yine nebi olacaktır. Onun ikinci gelişinde nebi olmayacağının iddia edilmesi açık bir saptırmadır. Kuran’da Hz. İsa’nın nebiliğini ortadan kaldıran hiçbir ayet yoktur. Fakat yine Kuran ayetinde Hz. Muhammed’in nebilerin sonuncusu olduğunu bildirilmektedir 33/40- Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir; ancak o, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi bilendir. Bu durumda Hz. İsa’nın tekrar geleceğini söylemek bu ayetle açıkça çelişir. Çünkü son nebi Hz. Muhammed’dir ve ondan sonra bir daha nebi gelmeyecektir. 6- Hz. İsa’nın tekrar geleceğini iddia edenlerin, kendi görüşleri doğrultusunda kullanmaya çalıştığı ayetlerden birisi de şöyledir 4/157- Ve “Biz, Allah’ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük” demeleri nedeniyle de onlara böyle bir ceza verdik. Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara onun benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler. Bu ayette geçen “onu öldürmediler ve onu asmadılar.” İfadeden yola çıkarak Hz. İsa’nın öldürülmediği ve asılmadığı dolayısıyla hala canlı olduğu ve tekrar yeryüzüne döndürüleceği iddia edilmektedir. Oysa ayet önyargılardan sıyrılarak okunduğunda böyle bir anlatımın olmadığı açıkça anlaşılacaktır. Burada söylenen şey Hz. İsa’yı öldürmeye çalışan kişilerin onu öldüremediği ve asamadığıdır. Yani inkarcılar Hz. İsa’ya bir zarar verememişlerdir. Fakat bu Hz. İsa’nın vefat etmediği ve tekrar yeryüzüne gönderileceği anlamına gelmez. Örneğin müşrikler Hz. Muhammed’i ne öldürebildiler ne de asabildiler. Böyle olması Hz. Muhammed’in ölmediği anlamına gelmez. Hz. Muhammed başka bir vesile ile vefat etmiştir. Yukarıdaki ayette de Hz. İsa’nın inkarcılar tarafından öldürülmediği vurgulanmaktadır. Fakat bu başka bir vesile ile Allah onu vefat ettirmiş ve kendi katına yükseltmiştir. Dolayısıyla da bu ayetteki ifadelerde ne Hz. İsa’nın vefat etmediği gibi bir anlam vardır, ne de tekrar yeryüzüne döneceğine dair bir anlatım mevcuttur. Sonuç Temel olarak Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne dönüşüne delil olarak gösterilmeye çalışılan ayetler bunlardır. Görüldüğü gibi ayetlerde bildirilen Hz. İsa’nın öldüğüdür. Bunun ötesinde hiçbir ayette tekrar yeryüzüne döneceğine dair bir ifade yoktur. Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne dönüşü iddiası Kuran’a dayalı bir düşünce değildir. Bu düşünce Hıristiyan etkisiyle uydurulmuş hadisler vasıtasıyla İslam dinine geçmiştir. Günümüzde de bu konuyu suiistimal etmek isteyen kişiler tarafından kullanılmaktadır. Bu suiistimallere karşı yapılacak en iyi tavır, olayları hep Kuran’a göre değerlendirmek ve Kuran dışı bu tarz zırvaları tümüyle terk etmektir. Post Views 648 Kuran’a göre Hz. İsa öldü mü, yoksa yeryüzüne dönecek mi? Selamun Aleykum! Değerli Kardeşlerim! Şimdi sıra Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne gelişinin Parousia İslami kaynaklardaki durumuna bakalım. Belki bu gelişin İslam Dini’n de olup olmadığı çok önemli olmayabilir. Çünkü Kıyamet Savaşı iddialarının aslı Hıristiyanlık kökenlidir. Hz. Muhammed’ten nakledilen gelişle ilgili sözleri öyle dünyayı tehdit edecek boyutta değil. Bu çalışmada önce Kuran’da Hz. İsa’nın tekrar geri gelip gelmeyeceğini araştıracağız. Kuran’da Hz. İsa’nın ölümü açıkça görülmektedir. Ama tekrar yeryüzüne döneceğinden bahseden net bir ayet bulunmamaktadır. Tekrar geri gelişiyle ilgili olanlarda zorlama yorumlar yapıldığını göreceğiz. Önce ölümünün nasıl anlatıldığı üzerinde duracağız ve yanlış yorumlanan ayetleri gözden geçireceğiz. Kur’an’da ki iki ayette açıkça Hz. İsa’nın vefat ettiği bildirilir “117 Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiç bir şeyi söylemedim. O da şuydu Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim dünya hayatıma son verdiğinde tevefa, üzerlerindeki gözetleyici Sen’din. Sen her şeyin üzerine şahid olansın.” Maide Suresi “65 ALLAH İsa’ya şöyle demişti “Senin dünyadaki hayatına son vereceğim ve kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtaracağım ve sana uyanları Diriliş Gününe kadar inkar edenlerin üzerinde tutacağım. Sonra, dönüşünüz banadır ve anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda ben hüküm vereceğim.” Al-i İmran Suresi Bu ayetlerde Hz. İsa’nın vefat Arapçası teveffa ettiği açıkça vurgulanmaktadır. “Teveffa “ kelimesi “canın alınması” anlamına gelir. Kuran’da bu kelime 25 yerde geçer. Bu ayetlerin hepsinde teveffa kelimesinin anlamı “canın alınması”dır. Şimdi biraz bu kelimenin üzerinde durmamız gerekecek. Çünkü bazı kimseler burada ki teveffa kelimesine, “uyku şeklinde alınan can” anlamını vererek, Hz. İsa’nın tekrar canlanıp, geri geleceği anlamı vermek için nasıl zorlama yorum yaptıklarını görelim. Kuran’da 25 ayetin dışında, teveffa kelimesinin geçtiği iki ayet daha vardır. Bunlarda da yine teveffa kelimesi canın alınması anlamında kullanılır. Ama bunlarda bir farklılık vardır ve ayetlerde de bu durum belirtilir. Uyku ile ilgili ayetler şöyledir “42 Allah ölüm anında nefsi bilinci alır; ölmeyenleri de uyku anında… Hakkında ölüm kararı verdiklerini tutar ve diğerlerini de belli bir süreye kadar salıp gönderir. Düşünen bir topluluk için bunda dersler ve işaretler vardır”. Zümer Suresi “60 O’dur, geceleyin sizi öldüren, gündüzün ne işlediğinizi bilen, belli yaşam süresi dolsun diye gündüzleyin sizi dirilten… Sonra dönüşünüz O’nadır ve yaptıklarınızı size haber verecektir.” En’am Suresi Bu ayetlerde de ölüm için kullanılan fiil teveffadır. İnsanların uykusunda da canlarının alındığı bildirilir. Ayette uykudaki ölümün istisnası belirtilmiş ve eceli gelmediysr canın daha sonra geri verildiği açıklanmıştır. Buradaki istisna durumuna dayanarak tüm teveffa kelimelerinin uyku can almak olduğunu iddia etmek son derece yanlıştır. Çünkü diğer teveffa geçen ayetlerde uyku durumunda olduğu gibi canın geri verildiğinden kesinlikle söz edilmez. Hz. İsa ile ilgili ayetlere tekrar bakılırsa, onun canının alındığı bildirilmekte ve daha sonra geri verileceği yönünde hiçbir ifade bulunmamaktadır. Gelelim “katele” kelimesine. Bu kelime kuran’da “birini öldürmek ” yani “katletmek” manasındadır. Katil olmak işte bu fiilden türemiştir. Bu fiil kökünden türeyen kelimeler, kuranda insanların peygamberleri öldürmeleri “katletmeleri” anlatılırken kullanılır Bakara-61-87-91/Mümin-26/Al-i İmran-21-183/Maide-27-28 vb “181… Onların bu sözlerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini katlehüm yazacağız.” Al-i İmran Peygamberlerin ölümümünden bahseden bu ayet kesin ölümü anlatmaktadır. Ama bu ölüm başka biri tarafından öldürülmek şeklinde bir ölümdür. Bazı yorumcular; “Teveffa fiili canın alınmasıdır ama, gerektiğinde alınan bu can uykuda olduğu gibi geri de verilebilir, oysa “katele fiili ile olan ise kesin ölümdür” diyerek, Hz. İsa’nın ölümünden bahsedilirken, kesin ölümü anlatan “katele” fiili kullanılmadığından, “Hz. İsa tam manasıyla ölmemiştir” demektedirler. Bu yorum son derece yanlıştır. Çünkü Allah ve meleklerin, eceli gelen bir insanın canını alması, bir katilin bir insanı katletmesi gibi olmadığından “katele” fiilinin kullanılması beklemek asıl yanlıştır. Allah ve melekler insanların canlarını alırken doğru olan “teveffa” fiilini kulanmaktır. Yoksa daha yukarıda ki ayetlerde kullanılan teveffa fiiliyle kesin ölüm olmaz diyerek, Kuran’da peygamberlerin ölümünde hep, “katele” katletmek manasında “öldürmek” fiili kullanılmasının beklemek, ne derece yanlıştır sanırım anlaşılmıştır. Daha fazla bilgi için kitabımızın son kısmında, faydalandığımız internet sitesinin konu hakkındaki yazısının tamamını EK-3de görebilirsiniz. Hz. İsa’nın ölümünü anlatan ayetlerde olan ifade, Hz. İsa’nın açıkça öldüğüdür. Bunun ötesinde tekrar ruhunun verileceğine dair uyku ile ilgili ayetlerde olduğu gibi hiçbir açıklama yoktur. Örneğin Hz. Muhammed’in vefat etmesiyle ilgili bir ayette de aynı teveffa kelimesi geçer. Burada canı alan Allah olduğundan teveffa kelimesi gecer. Yoksa bütün peygamberlerin ölümü ille de katele fiiliyle olması gerekirse bu ayetten de Hz. Muhammedin tekrar dirileceğini anlamamız gerekmez mi? “40 Onlara söz verilenlerin bir kısmını sana göstersek de, senin canını alsak teveffa da… Ra’d Suresi Bu ayetteki hitap Hz. Muhammed içindir. Eğer vefat kelimesini uyku gibi kabul edilirse, buradan yola çıkarak Hz. Muhammed’in bir gün döneceğini iddia edebilir. Ama yinede birçok müfessır bazı ayetlerden Hz. İsa’nın tekrar dünyaya dönüşünü yorumlamışlardır. Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne döneceği iddiasında bulunanların buna delil gösterilmeye çalıştıkları ayetlerden birisi şöyledir “55 Hani Allah, İsa’ya demişti ki “Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim. Al-i İmran Suresi, 55 Bu ayette geçen “sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim” ifadesinden yola çıkarak, Hz. İsa’nın tekrar geleceğinin Kuran’da bildirildiği iddiasında bulunulmaktadır. Bu senaryoya göre Hz. İsa yeryüzüne dönecek ve dünya hakimiyetini kendisine inananlarla beraber kuracaktır. Oysa bu Kuran’da anlatılmayan, vehme dayalı bir senaryodur. Bu ayetin hiçbir yerinde Hz. İsa’nın yeryüzüne tekrar gelişinden söz edilmemektedir. Allah’ın Hz. İsa’ya yaptığı hitap canlandırılmaktadır. Hz. İsa’ya uyanlardan kasıt, O zamanki nesilden, Allah tarafından Hz. İsa’ya gönderilen esaslara uyanların kıyamete kadar diğer inançsızlardan üstün kılınacağı vaad edilmektedir. Bu ayette vaat edilen budur. Yoksa Hz. İsa gelecek sonra tüm insanları birleştirecek ve insanların üstüne önder olacak gibi bir mantık ayette kesinlikle yoktur. Burada ayetin anlamı kaydırılarak Kuran’da bildirilmeyen bir şeyi söylemek ve böyle bir sonuç çıkartmak, yanlış bir yaklaşımdır. Tabi burada ki hitap Hz. İsa’nın insanlara gönderildiği zamanda ki inanları içindir. Yani “sana uyanlardan” kasıt peygamberlik yaptığı dönemde insanlardan O’nun doğru öğretilerini kabul edenler içindir. Günümüzde ki unutulmuş ve değiştirilmiş öğretilerin peşinde olanlar için olmayacağı açıktır. Öyle olsaydı İncillerde Hz. İsa hakkında ki bugün kü iddialar eleştirilmezdi “72 - Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kafir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa artık Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur 73 - Andolsun, “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler kafir oldu. Halbuki bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse andolsun onlardan inkar edenlere elbette elem dolu bir azap dokunacaktır 75 - Meryem oğlu Mesih sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. Nasıl ilah olabilirler? İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz. Sonra bak ki, nasıl da haktan çevriliyorlar.” Maide Suresi Tekrar gelişle ilgili olarak kullanılan bir ayet de şöyledir “159 And olsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.” Nisa Suresi, 159 Bu ayette de dikkat edilirse, yine Hz. İsa gelecek diye bir anlam ya da ima yoktur. Sadece Kitap ehlinden olanların ölmeden önce ona inanacaklarını bizlere bildirmektedir. Bu ayetten yola çıkarak, Kitap Ehli’nin ölmeden önce Hz. İsa’ya inanması ancak onun gelmesiyle olur. Öyle ise Hz. İsa gelecektir gibi yorumlar yapmak yanlıştır. Burada ayette olmayan bir şart ortaya atılmış ve açıkça ayetin anlamı çarpıtılmıştır. Bir kere ayette Kitap Ehli’nden olanların, kıyamete yakın bir zamanda, Hz. İsa’ya iman edeceklerine dair bir ifade yoktur. Bu ayette tüm Kitap Ehli kastedilmektedir. Ayrıca ölümlerinden önce Kitap Ehli’nin iman etmeleri için, Hz. İsa’yı görmeleri gibi bir şart da, ayete göre söz konusu değildir. Hz. İsa’nın sağlığında bile onu görüp, kitap ehlinden iman etmeyen bir çok kişi olmuş ve hatta onu öldürmeye bile kalkmışlardır. Bu olsa olsa böyle olur mantığıyla bu sonuç çıkartılmış, Kuran’da bildirilen dışında ön yargıyla ulaşılmış bir iddiada bulunulmuştur. Ayrıca ayetin devamı dikkatli okunduğunda çok önemli bir gerçek ortaya çıkacaktır. Hz. İsa ölümlerinden önce kendisine iman edenlerin hakkında kıyamet günü aleyhlerinde şahitlik yapacaktır. Bu ayetin Arapça metninde “aleyhim” ifadesi geçmektedir. “Aleyhim” kelimesinin “onların üzerine” veya “aleyhlerine” anlamları vardır. Bu kelime şahitik yapmak fiiliyle kullanıldığında bu şahitliğin olumsuz olduğu yani aleyhlerine olduğu anlaşılmaktadır. Kuran’da bu iki kelimenin geçtiği ayetlere bakıldığında bu anlaşılacaktır. Örneğin “20 Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme duyuları ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.” Fussilet Suresi - 20 Ayetin devamıyla düşünüldüğünde, kitap ehlinden, ölümlerinden önce Hz. İsa’ya iman edenlerin imanının, makbul bir iman olmadığı anlaşılmaktadır. Aksine Hz. İsa onların aleyhlerine şahitlik yapacaktır. Bu iman Firavun’un imanı gibi kabul edilmeyen bir imandır. Üstelik burada söz edilen kitap ehli, kıyamet gününe yakın olanlar değil, Hz. İsa’dan sonra yaşayan tüm kitap ehlini kapsar. Bunların hepsi ölümlerinden önce, Hz. İsa’nın Allah’ın elçisi olduğuna iman etmektedirler. Fakat ölüm anından önce olan bu iman, makbul bir iman değildir. Hesap günü İsa onlardan şikâyetçi olacaktır. Yukarıdaki ayetin önce ve sonrası okunduğunda, burada kitap ehlinden Yahudilerin eleştirildiği görülecektir. Şimdi ayetin başına dönersek, bu ayetin neresinde Hz. İsa tekrar yeryüzüne gelecek şeklinde bir anlatım ya da ima vardır? Neye dayanarak böyle bir sonuç çıkarılmaktadır? Görüleceği gibi bu iddia sadece bir vehimdir ve bu yanlış yorumlar Kuran’a ait değildir. Zuhruf suresinde ki bir başka ayet de yine anlamı dışında Hz. İsa’nın gelişiyle ilgili kullanılmaya çalışılmaktadır. Ayet şöyledir “61 Şüphesiz o, saat için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru yol budur.” Zuhruf Suresi Bu ayette o sıfatının Hz. İsa olduğunu söyleyip, onun kıyamet saati için bir ilim olması için ancak kıyametten önce gelişiyle olabileceği iddia edilmektedir. Bu ayette geçen “o ” zamiri hakkında iki farklı görüş var. Biri “o “zamirinin Kuran’ı işaret ettiği diğeri ise” o” zamirinin Hz. İsa’yı işaret ettiğidir. “O” zamirinin Hz. İsa’yı işaret ettiğini kabul etsek bile, ayetin direkt anlamından Hz. İsa’nın yeniden yeryüzüne gelişini söyleyen ya da işaret eden bir ifade bulunmadığı görülecektir. Bu ayette de diğerlerinde olduğu gibi bir ön kabul yapılıyor ve Hz. İsa’nın kıyamet için bir ilim olması için ancak kıyametten önce gelişiyle olabilir denilmektedir. Örneğin bir başka Kuran ayetinde “kıyamet yaklaştı ” şeklinde bir ifade bulunmaktadır. Günümüzden 14 asır önce de Kuran’ı okuyan bir kişi bu ayetle karşılaştığında kıyametin yaklaştığını okumaktaydı. Fakat aradan 1450 yıla yakın bir zaman geçmiştir. Hala kıyamet kopmamıştır ama, kıyamet bize yakındır. İnsanlık tarihine göre yaşanan zaman, ayetin ifadesiyle kıyamete yakın bir zamandır. Ama kıyametin kopması daha asırlarda sürebilir veya yarın da kopabilir. Bunun gibi ayetin ifadesiyle Hz. İsa kıyamet için bir ilimdir. Yani Hz. İsa ile ilgili bir şey kıyametin saatinin bilgisini verecektir. Fakat ayette Hz. İsa’dan hemen sonra kıyamet kopacak gibi bir anlatım yoktur. Hz. İsa’nın tekrar geleceğini iddia edenlerin, kendi görüşleri doğrultusunda kullanmaya çalıştığı ayetlerden birisi de şöyledir “157 Ve “Biz, Allah’ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük” demeleri nedeniyle de onlara böyle bir ceza verdik. Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara onun benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.” Nisa Suresi Bu ayette geçen “onu öldürmediler ve onu asmadılar.” İfadeden yola çıkarak Hz. İsa’nın öldürülmediği ve asılmadığı dolayısıyla hala canlı olduğu ve tekrar yeryüzüne döndürüleceği iddia edilmektedir. Oysa ayet ön yargılardan sıyrılarak okunduğunda böyle bir anlatımın olmadığı açıkça anlaşılacaktır. Burada söylenen şey Hz. İsa’yı öldürmeye çalışan kişilerin onu öldüremediği ve asamadığıdır. Yani inkarcılar Hz. İsa’ya bir zarar verememişlerdir. Fakat bu Hz. İsa’nın vefat etmediği ve tekrar yeryüzüne gönderileceği anlamına gelmez. Örneğin müşrikler Hz. Muhammed’i ne öldürebildiler ne de asabildiler. Böyle olması Hz. Muhammed’in ölmediği anlamına gelmez. Hz. Muhammed başka bir vesile ile vefat etmiştir. Yukarıdaki ayette de Hz. İsa’nın inkarcılar tarafından öldürülmediği vurgulanmaktadır. Fakat bu başka bir vesile ile Allah onu vefat ettirmiş ve kendi katına yükseltmiştir. Dolayısıyla da bu ayetteki ifadelerde ne Hz. İsa’nın vefat etmediği gibi bir anlam vardır, ne de tekrar yeryüzüne döneceğine dair bir anlatım mevcuttur. Temel olarak Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne dönüşüne delil olarak gösterilmeye çalışılan ayetler bunlardır. Görüldüğü gibi ayetlerde bildirilen Hz. İsa’nın öldüğüdür. Bunun ötesinde Kuran’da hiçbir ayette tekrar yeryüzüne döneceğine dair bir ifade yoktur. Kaynak İlhan Akkurt

hz isa öldü mü ayet